Gül: Türkiye, Yargı’da Köhneleşmiştir

Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti'nin geleneksel gazetecilik başarı ödülleri törenine katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de yargı alanının köhneleştiğini söyledi.

Gül: Türkiye, Yargı’da Köhneleşmiştir

Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti'nin geleneksel gazetecilik başarı ödülleri törenine katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de yargı alanının köhneleştiğini söyledi.

14 Ocak 2011 Cuma 21:42
Gül: Türkiye, Yargı’da Köhneleşmiştir

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tüm gün süren Balıkesir programının son durağında Türkiye Gazeteciler Federasyonu'nun 32. Başkanlar Konseyi toplantısı ve Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti'nin geleneksel gazetecilik başarı ödülleri törenine katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende konuşan Cumhurbaşkanı Gül, "Kimse alınmasın ama Türkiye, yargı alanında köhneleşmiştir" dedi.

Herkesin arzusunun halkını daha güçlü, daha mutlu, daha zengin yapmak olduğunu ifade eden Gül, "Tabii ki bunlar, bütün alanlarda gelişmeyi gerçekleştirirseniz olur. Yoksa güçlü olan, askeri olarak güçlü olur. Ama halkının mutlu olmaması demokrasinin olmaması en büyük noksanlıktır. Sadece ekonomisi güçlü olabilir, otoriter rejimler, katı disiplinler olur, bazı başarılar olur ama o ülkede halkın mutluluğundan bahsedemeyiz. Hepimizin, halkımızın mutlu olarak, en gelişmiş, muasır medeniyetler seviyesine

çıkartma arzumuz var. Ordusuyla, ekonomisiyle, demokrasisiyle hukuk standardına ulaşmış, tüm özgürlüklerin yaşandığı bir ülke olursak, hepimiz gururlu oluruz. Dolayısıyla bu uğurda hep beraber çalışmamız gerekir. Bu da el birliğiyle olur" diye konuştu.

"DEMOKRASİNİN EN ÖNEMLİ İLKELERİNDEN BİRİ DE HESAP VEREBİLİRLİLİKTİR"

Bir ülkenin güçlü olması için yumuşak gücünün mutlaka olması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:

"Bunun için de önce demokratik ve hukuk standartları, eğitim, bilim, teknoloji gibi bir çok sahada Türkiye'nin çok güçlü olması gerekir. Demokrasiyi güçlü yapan şeylerin başında da özgür, güçlü, hür ve itibarlı bir basının olmasıdır. Bu konu, hepimizin meselesidir. Bütün bu çizdiğim çerçeve, düşünce, fikir ve inançlar, bunlar arkasında şiddet olmadığı takdirde sonuna kadar serbest olması gerekir. Şiddet içermiyorsa her türlü düşüncenin konuşulup, tartışıldığı bir ortam olması gerekir. Böyle bir ortamın sağlanması aynı zamanda demokrasinin derinleşmesini sağlayan unsur olmuş olur. Bu aynı zamanda ülkeyi şeffaflaştırır. O ülkeyi yönetenler daha az hata yapar. Demokrasinin en önemli ilkelerinden biri de hesap verebilirliliktir. Bunu basının rahat bir şekilde yapması halkın bilgilendirilmesi, basın sayesinde olur. Doğru bir şekilde halkın bilgilendirilmesi yine basın sayesinde olur ki halk doğru bir değerlendirme yapabilsin. Basın da bu görevini doğru bir şekilde yapmalıdır. Gelen her bilgi araştırılıp, değerlendirilip yansıtılmalıdır. Nasıl devleti yönetenlerin sorumluğu varsa, basının da sorumluluğu vardır. Hepsi beraber olursa itibar da olur. Böylelikle basının da itibarı, devletinde itibarı olur."

"REFORMLARA EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ALANLARDAN BİRİ DE YARGI ALINIDIR"

Şiddet olmadığı takdirde sonuna kadar serbestlikten yana olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu bir gerçektir ki köklü reformları yapmamız gerekir. Bu reformlara en çok ihtiyaç duyduğumuz alanlardan biri de yargı alınıdır. Türkiye'de Yargı alanı, hiç kimse alınmasın biraz köhneleşmiş bir alandır. İmkanlar olarak, yasalarımızın eski oluşu, çağı, olayların gelişimini takip etmemesidir. Tüccarımız, 1936 yılının yasasıyla iş yapıyordu. Bugün en çok tartıştığımız alan, bir cümle içinde tezata düştüğümüz konulardan biri de tutukluluk süreleridir. Tutukluluk süresi uzun mu, kısa mı olsun? Modern ülkelerde yargının hızlı oluşu tutukluluk sürelerinin uzun yada kısa oluşunun tartışılması bir ihtiyaç ortaya çıkarıyor.

Su konuda çok süratli hareket etmemiz gerek. AB ile tüm üyelik müzakereleri yapan bir ülke olarak, AB müktesebatına bakılarak bu konuda yapılması gerekeler, süratle yapılmalıdır. Tutuklu sayısının hükümlü sayısından çok olan bir ülkenin, ismini yazmazsak hiç kimse bu ülkede hukuk standartları gelişmiş ülke diyemez. Tutukluluk süreleri cezaya dönüşmeye başlarsa, böyle bir ülkeden demokrasisi, hukuku gelişmiş ülke diye bahsedemeyiz. Tüm bunların süratli olarak gözden geçirilmesi gerekir. Bu konuda yapılması gerekeni yapmak hepimizin görevidir. Bu konuların sağlıklı tartışılmasından basının da çok önemli bir yönü vardır."

Ayrıca yurt dışı gezilerinde Türkiye'nin binin üzerinde radyo istasyonu, 50 ye yakın televizyon kanalı ve yüzlerce yerel televizyonlarından övünçle bahsettiğini söyleyen Gül'e Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ramazan Demir, dünyaca ünlü Yağcı Bedir Halısı'ndan bir şilt sundu.

İHA Genel Müdürü ve Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel'in katıldığı törende Cumhurbaşkanı Gül, ödül almaya hak kazanan Balıkesir'in başarılı gazetecilerine plaketlerini verdi.

"GAZETECİ HAKLARI GERİYE GİTTİ"

Türkiye Gazeteciler Federasyon Başkanı Atilla Sertel de, Türk basının son 50 yılda inanılmaz derecede değiştiğini ifade ederek, "Buna rağmen gazeteci hakları geriye gitti. Bizim sendikamız vardı ama artık yok. Sadece Anadolu Ajansı'nın bir sendika var. Bunun diğer basın çalışanları için olmayışı ise utanç verici bir durumdur. Başkalarının hakkını savunan gazeteciler, kendi haklarını koruma konusunda engelli gibidir. Gazeteciler ne yazık ki, kendi hak ve hukukunu koruyamıyor. Ama öncelikli olarak biz gazeteci patronlarımızı kaybettik.

40 şirketi olanların 41. şirket olarak gazete aldı. Özgürlükler açısından onların yeri hiçbir zaman doldurulmayacaktır. Günümüzde gazeteciler dövülüyor, öldürülüyor. Balıkesir'de bir gazeteci, çeteciler tarafından öldürüldü. Metin Göktepe dövülerek öldürüldü. Hrant Dink'i vurdular. Uğur Mumcu'yu bedenini parçalayarak öldürdüler. Şimdi gazeteciler, kalemli kuvvetler olarak içerde tutuluyor, Silivri'de tutuluyor. Biz arkadaşlarımızın özgürce yargılanmasını istiyoruz. Hukuka karşı güvenimiz sonsuz. Türkiye'de 5 bine yakın basın davasının olması her şeyi anlatıyor. Bir an önce bunu düzenleyecek yasaların meclisten geçmesini istiyoruz" dedi.

Basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini ifade eden Sertel, "Düşüncenin, yazmanın özgür olduğu bir ülkede yaşamak istiyoruz. Biz bu ülkenin evlatlarıyız, eleştirmeye ve eleştiriye açık insanlarız. Tek sesliliğin olduğu yerde demokrasiden söz edilmez. Sizin yapınızı biliyoruz. Biz pazartesi günü tutuklu üyemiz Mustafa Balbay'ın duruşmasını takip edeceğiz. Biz onların yanındayız ve yanında olacağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, törene katılan İhlas Haber Ajansı Genel Müdürü Fevzi Kahraman, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Abdülhamit Bilici ve Yeni Asır Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şebnem Bursaylı'ya Türk basınına olan katkılarından dolayı birer şilt verdi.

Törenin ardından Cumhurbaşkanı Gül, Balıkesir Havaalanı'ndan Adana uçağıyla İstanbul'a hareket etti.

Cummhurbaşkanı Abdullah Gül İHA Genel Müdürü Fevzi Kahramana şilt verdi.

Son Güncelleme: 14.01.2011 21:42
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.