Gerekirse onu da yaparız!

Başbakan Erdoğan, Charlie Rose'un "İsrail'in saldırısını savaş sebebi olarak görüyorsunuz değil mi?" sorusunu, 'Gerekirse onu da yaparız' diyerek yanıtladı

Gerekirse onu da yaparız!

Başbakan Erdoğan, Charlie Rose'un "İsrail'in saldırısını savaş sebebi olarak görüyorsunuz değil mi?" sorusunu, 'Gerekirse onu da yaparız' diyerek yanıtladı

22 Eylül 2011 Perşembe 15:13
Gerekirse onu da yaparız!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan PBS televizyonunda ünlü sunucu Charlie Rose'un sorularını yanıtladı.

İsrail'in belli bir ekonomik ve askeri güce sahip olduğunu belirten Erdoğan, İsrail'in 'Filistin'in elinde silahı olmayacak' dediğini hatırlatarak, "Senin elinde atom bombasına kadar her şey var, Filistinlilerin elinde bir tane silah dahi olmayacak. Bu bir akıl tutulmasıdır. Bunun akılla mantıkla izahı olmaz'' dedi.

Rose'un ''İsrail karşıtlığına'' ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye olarak İsrail halkına karşı herhangi bir olumsuzluğumuz sözkonusu olmadığını ifade ederek, "Burada bizim yaklaşımımız İsrail yönetimine karşıdır" diye konuştu.

 İsrail yönetiminin uluslar arası sularda, 33 ülkeden 400'ü aşkın kişinin bulunduğu gemiye denizden ve havadan saldırıda bulunduğunu belirten Erdoğan, "Bunun neticesinde 9 kişi şehit oldu. Ayrıca yaralı var. Tabii uluslararası sularda böyle bir saldırının yapılması uluslararası hukuka aykırıdır. İnsani değildir, vicdani değildir ve Cenevre'deki İnsan Hakları Komisyonunun da açıklamasına göre 'alçaklıktır" diye konuştu. 

Biri Türk asıllı Amerikan vatandaşı 9 kişinin hayatını kaybettiğini tekrarlayan Erdoğan, "Bundan dolayı İsrail özür dilemek zorundadır, tazminat ödemek durumundadır, üçüncüsü de Gazze'ye olan ambargoyu kaldırmak durumundadır. İsrail zaman zaman, oldu olacak yaklaşımlarda bulundu. Daha sonra vazgeçtiğini ifade etti. Vazgeçer veya geçmez, ama bu Türkiye gibi bir dostunu kaybetmesine neden olmuştur. Çünkü bu anlayışla, bu yaklaşımla Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi mümkün değildir. Çünkü bütün bu gerilimlerin tek sebebi vardır, o da İsrail'in şu andaki yönetimidir. İsrail halkı değil. Çünkü İsrail halkının da ben bu yönetimden memnun olduğunu zannetmiyorum" ifadelerini kullandı.

 

"İSRAİL ÖZÜR DİLEMEZSE, TAZNİMAT ÖDEMEZSE, GAZZE'YE AMBARGOYU KALDIRMAZSA İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL"    

Rose'un, "İsrail ile normal ilişki kurmak kesinlikle mümkün değil mi" sorusuna Başbakan Erdoğan, "Bu şekilde giderse, özür dilemezse, tazminat ödemezse, Gazze'ye ambargoyu kaldırmazsa bu normalleşme mümkün değil. Üç maddenin olması lazım" cevabını verdi.

Başbakan Erdoğan, Rose'un "İsrail'e şımarık çocuk dediniz, saldırgan dediniz, bu tür bir dil kullanmanın bir faydası var mı" şeklinde sorusuna ise, "Evet. İsrail Batı'nın şımarık çocuğudur. Hala aynı şeyi söylüyorum. Örneğin İsrail ile ilgili BM Güvenlik Konseyinin, BM Genel Kurulunun vermiş olduğu bunca kararlar vardır. Bunca kararlara rağmen Batı hiçbir zaman -buna Amerika da dahil- yaptırım uygulamamıştır. Ama bu yaptırım başka yerlere uygulanmıştır. Örneğin bir Sudan'ın Güney-Kuzey ayrılmasında Kuzey Sudan'a bu yaptırım uygulanmıştır, baskı uygulanmıştır" cevabını verdi.

Erdoğan yanıtının devamında, "Bu aynı durum, İsrail için söz konusu değildir. İsrail-Filistin münasebetlerinde böyle bir şey maalesef olmamıştır. Halbuki biliyorsunuz İsrail'in, Filistin'in devlet olarak tanınması ta 1947'ye dayanıyor. 181 No'lu kararla daha o zaman bu adım atıldı. Ama o günden bugüne hala Filistin'in devlet olarak tanınması sürecine yardımcı olunmuyor. O adımı artık atmak lazım" dedi. 

Her zaman Ortadoğu'da iki devletten bahsedildiğini söyleyen Erdoğan, "Bu iki devlet İsrail, Filistin devleti. Böyle tanındığına göre niçin bunu uygulamaya koymuyoruz? Bu halka zulmetmek niye?'' diye sordu.

 

"BİZİM POPÜLARİTE DERDİMİZ YOK. ZULÜM VARSA ZULME SEYİRCİ KALAMAYIZ. DOĞRUYU, HAKKI SÖYLEMEK ZORUNDAYIZ"    

Sunucu Rose'un, "İsrail karşıtı söylemlerin arkasında, Arap devletleri arasında daha fazla saygınlık ve popülerite kazanma niyeti mi var'' şeklindeki sorusuna ise, "Şunu açık konuşayım, bizim bir popülerite derdimiz yok. Biz doğruyu, hakkı söylemek zorundayız. Adaletin gereği bu. Benim partimin adı Adalet ve Kalkınma Partisi. Önce adalet. Adalet olmadan kalkınma olmaz. Eğer bir yerde zulüm varsa biz bu zulme seyirci kalamayız. Burada bir zulüm var. Hele hele benim 9 vatandaşımın öldürülmesi olayı aslında bir savaş sebebidir. Ama biz bunu bir savaş sebebi bile saymadık. Büyük devlet olmanın gereği sabrettik" ifadelerini kullandı.

"İsrail'in saldırısını bir savaş sebebi olarak görüyorsunuz değil mi?" şeklindeki soruya ise Erdoğan, ''Gereğinde bu da yapılır. Ama biz büyük devlet olmanın gereği olarak buna sabırlı davrandık. Acaba Amerika'nın vatandaşlarının böyle 9 tanesi uluslararası sularda herhangi bir devlet tarafından öldürülmüş olsa 'iyi yaptınız' der mi? Hoş karşılar mı?" cevabını verdi.

 

"BIRAKIN GAZZE'Yİ, ŞU AN FİLİSTİN BİR AÇIK HAVA HAPİSHANESİDİR"

Başbakan Erdoğan, "Şu anda bırakın sadece Gazze'yi, Filistin bir açık hava hapishanesidir" ifadesini kullanarak, "Filistin'e bir sandık domates onların izni olmadan sokamazsınız. Böyle bir kuşatma altındalar. Şimdi böyle bir kuşatma altında olan bu insanlar İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin neresine sıkıştırılıyor? Nerede insanlık? Nerede dünya? Niçin bu insanlara gereken ilgi ve destek gösterilmiyor? Bizim yaptığımız bu" dedi.

Erdoğna, "İsrail belli bir ekonomik güce, belli bir silah gücüne sahip. Söylediği ne? Filistin'in elinde silahı olmayacak. Senin elinde atom bombasına kadar her şey var. Filistinlilerin elinde bir tane silah dahi olmayacak. Bu bir akıl tutulmasıdır. Bunun akılla mantıkla izahı olmaz. Nasıl buna evet denilebilir? Bizim yaklaşım tarzımız bu. Ve biz burada mazlumun yanındayız. Olmaya da devam edeceğiz. Taa ki hakkı verilene kadar" diye konuştu.

"İSRAİL ŞU AN İŞGALCİ DURUMUNDA. FİLİSTİNLİLER DE TOPRAKLARINI KURTARMANIN GAYRETİ İÇİNDELER"

Erdoğan, ''İsrailliler'in meşru olarak güvenlik endişelerinin olduğuna, varolma hakkına ve roket saldırılarına maruz kalmama hakkı olduklarına inanıyor musunuz'' sorusunu ise "Şimdi Sayın Charlie, şu anda İsrail işgalcidir. Olmert döneminde, Olmert 1967 sınırlarına dönmeyi bile kabul etti. Şu anda İsrail burada bir işgalci durumunda. İşgalci durumunda olduğu halde hala daha fazlasını almanın gayreti içinde. Bu insanlar şu anda aslında topraklarını kurtarmanın gayreti içindeler. Ve dünyadan da adaletin tecellisini bekliyorlar. Yapılan budur. Bunun için biz kalkıp da burada bizde bir söz var 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış'. Şimdi bunlar ev sahibini bastırıyorlar. Ve bunun BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu tarafından düzeltilmesi en büyük beklentimizdir. Aslında Sayın Obama'nın da geçen yıl Genel Kurul'da yaptığı konuşma böyle bir müjdeyi içeriyordu. Maalesef bu müjde gecikmiş oldu. Şu anda da öyle gözüküyor. Temenni ederiz ki bu tekrar değerlendirilir" cevabını verdi.

"TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ MODEL ORTAKLIK KAPSAMI İÇERİSİNDE GAYET İYİ KONUMDA"

Türkiye-ABD ilişkilerinin model ortaklık kapsamı içerisinde bugün gayet iyi bir konumda olduğunu belirten Erdoğan, iki ülke arasındaki bu ortaklığın, siyasi, askeri, ekonomik, ticari her alanda artarak devam ettiğini dile getirdi.

Bunun Türkiye için bir mutluluk vesilesi olduğunu da kaydeden Erdoğan, "Bu sürecin içerisinde, özellikle şunu ifade etmekte fayda görüyorum; gerek bulunduğumuz bölgede Türkiye'nin konumu, gerekse farklı ülkelerde, uluslararası camiada, G20 çerçevesi içerisinde birlikteliğimiz, bütün bunların yanında NATO'daki birlikteliğimiz, aynı şekilde yine uluslararası ekonomik alanda attığımız müşterek adımlar, Türkiye-Amerika münasebetlerini bir noktada tutmuştur. Bugün de model ortaklık kapsamı içerisinde gayet iyi bir konumdadır. Ve çalışmalarımızı bu noktada verimli bir şekilde sürdürüyoruz'' diye konuştu.

ABD'DEN İNSANSIZ HAVA UÇAĞI DESTEĞİ

Konuşmasında terörizmle mücadele konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, 2007 yılında terör örgütü PKK'yı, Amerika, Türkiye ve Irak olarak ortak düşman ilan ettiklerini hatırlattı.

Erdoğan, "BU, ABD'nin bir önceki başkanı George W. Bush döneminde oldu. Aynı yaklaşım tarzı Obama'yla da devam eti. Ve bu dönemde de yine terör örgütüne karşı veya teröre karşı bir ortak mücadele platformunun olması ve bölgede özellikle anlık istihbarat paylaşımındaki dayanışmamız devam ettiği gibi, bu noktada bizim insansız hava aracı noktasında da bu istihbarat paylaşımından hareketle bu destekleri aldık ve alıyoruz" şeklinde konuştu.

Sunucu Rose'un "predatörleri mi kastediyorsunuz?" demesi üzerine Erdoğan, "Evet, predatörler konusu" dedi.

"RADAR ÜSSÜ 'ŞU ŞU ÜLKELERİ KORUMAK İÇİN YAPILMIŞTIR' YAKLAŞIMI ÇOK YANLIŞTIR"

Füze kalkanı çerçevesinde Türkiye'ye yerleştirilecek "radar kalkanı" konusundaki bir soru üzerine Erdoğan, "bunun radar kalkanı" olarak nitelemenin yanlış bir yaklaşım olacağını ifade etti.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu radarın kurulmasıdır. Füze kalkanı farklı bir olaydır, radar farklı bir olaydır. Radarın kurulmasına yönelik yani füze savunma sistemi olarak radarın kurulmasına yönelik bu, NATO konsepti içerisinde atılmış bir adımdır. NATO konsepti içerisinde Amerika ve Türkiye NATO'nun birer üyesi olarak bölgede böyle bir radar üssünün kurulması kararı NATO tarafından da verildiği için bu adım atılmıştır. Ve bu konuda çalışmaları taraflar yapmıştır. Ve bu çalışmalar neticesinde en uygun yer Malatya Kürecik olarak belirlenmiş ki daha önce orada yine radar üssü vardı. Orada radar üssünün kurulmasına karar verilmiştir. Ve bu mutabakat çerçevesinde de bu iş yürütülmüştür. Bunun dışında füze kalkanı, radar kalkanı gibi yaklaşımların hepsi yanlıştır, bir. İki, 'şu şu ülkeye karşı, şu şu ülkeleri korumak için bu yapılmıştır' bu çok çok yanlıştır. Zira mutabakat metni içerisinde zaten böyle bir ifade asla söz konusu değildir. Bu NATO'nun kendi konsepti içerisindeki bir yatırımıdır.''

"HALKLAR ARTIK OTOKRATİK SİSTEMLERDEN KURTULMAK İSTİYOR"

Mısır, Tunus ve Libya'yı kapsayan Afrika ziyaretinde halkın büyük ilgisiyle   karşılaştığını kaydeden Erdoğan, "Gerekhavaalanındaki karşılama olsun, gerek ondan sonraki yaptığımız salon toplantıları olsun, bunlardaki ilgi alaka, gerçekten memnuniyet verici idi" dedi.

Afrika ülkelerini ziyareti sırasında yaptığı konuşmalarda ağırlıklı olarak otokratik sistemler karşısında demokrasinin konumunu dile getirdiğini anlatan Erdoğan, "Laiklikle ilgili sorular da geldi. Laikliğin tanımı üzerinde duruşumuz oldu. Ve özgürlükler noktasında halkın iradesinin karşısında hiçbir gücün dayanamayacağı konusunu işledik. Ve birlik beraberlik noktasında tavsiyelerimiz oldu. Tabii halk artık kendi iradesinin iktidar olmasını istiyor. Diktatörler tarafından idare edilmeyi asla kabul etmiyor" dedi.

Erdoğan, halkların artık otokratik sistemlerden kurtulmak istediğini belirterek, "Oradaki bütün aday partilerden bizden talepleri olanlar oldu. Onlarla görüşmelerimiz oldu. Cumhurbaşkanlığına aday olan, aday adayı konumunda olanlar var, adaylar var. Bunlarla görüşmelerimiz oldu. Ve bu görüşmeler neticesinde de salon toplantıları ve 'Tahrir gençleri' ile görüşmelerim oldu. Mutlu bir şekilde Mısır'dan ayrıldım" değerlendirmesinde bulundu.

Sunucu Rose'un, "Kahire'den gelen manşetlerde sizin laik bir yönetimi tavsiye ettiğiniz, bu yönetimin de belli bir dini olmayan, ama tüm dinlere saygılı olan bir yönetim olduğuydu, bu doğru mu? Laiklik tanımınız bu mu?'' şeklindeki sorusuna Erdoğan'ın cevabı şöyle oldu:

"Şimdi tercümede yanlışlıklar olmuş olabilir. Ama ben burada temenni ederim ki bu tercüme doğru yapılmıştır. Şimdi benim partimin tüzüğünde ve programında olan şudur: Türkiye'nin 1982 Anayasası'nın gerekçesinde olan bir laiklik tanımı vardır. Bu tanıma göre bir defa bireyler laik değildir. Devlet laiktir. Ve devlet tüm inanç gruplarına eşit mesafededir ve her inanç grubunun inancını yaşamasının da teminatıdır. Benim anlattığım budur."

Amerika'daki laiklik yaklaşımının bir Anglosakson laiklik olduğunu belirten Erdoğan, "Batıda Batılı anlamda bir laiklik anlayışı vardır. Bunlar nasıl yaklaşıyorlar, nasıl bu işi tanımlıyorlar kısmen biliyorum bunu. Bunu tabi buralarda yaşayanlar çok daha iyi bilir. Ama hiçbir zaman bizim partimizin tüzüğündeki ve 1982 Anayasası'nın gerekçesindeki tanımda bir din düşmanlığı veya din karşıtlığı söz konusu değildir" dedi. 

Ortadoğu'da ise, özellikle Mısır gibi yerlerde laikliğin bir din karşıtlığı gibi, dinsizlik şeklinde ifade edilir şeklinin bulunduğunu söyleyen Erdoğan, "Ben bunun olmadığını anlattım" diye konuştu.

Müslüman Kardeşler'in bir üyesinin, bu laiklik görüşüne katılmadığı'' yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, ''Şimdi tabii o da sonradan yanlış anladığını, düzelteceğini söyledi. Çünkü ben hemen ertesi gün de Müslüman Kardeşler hareketinin başkan, başkan yardımcısı ve diğer üç üyesi ile sabahleyin bir arada olduk. Onlar bana hiç bu konuda bir şey söylemediler. Eğer bu konuda bir yanlış anlaşılma söz konusu olsaydı onlar da bana bunu sorardı. Ama onlar başkanları da dahil olmak üzere bana birşey söylemediklerine göre demek ki o zaman herhangi bir ciddi sıkıntı söz konusu değil" ifadelerini kullandı.

"FİLİSTİN'İN BM GÜVENLİK KONSEYİ'NDE 9 OYA İHTİYAÇ VAR"

ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmede, Filistin'in BM Güvenlik Konseyi'ne devlet olarak başvurması, ABD'nin de bunu veto etmesi durumunda bunun sonuçlarının neler olacağının konuşulup konuşulmadığının sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, ABD'nin Güvenlik Konseyi'nde nasıl bir tavır takınacağını bilmediklerini söyledi.

Erdoğan, "Filistin'in BM Güvenlik Konseyi'nde 9 oya ihtiyacı var. Eğer Filistin BM Güvenlik Konseyi'nden 9 oyu Filistin müracaatı istikametinde alabilirse bu tabii onlar için güzel bir gelişme olacak. Aksi bir durum olursa o zaman Genel Kurula müracaatı söz konusu olacak ki, o da Vatikan gibi bir neticeyi getirebilir" diye konuştu.

Erdoğan, Obama görüşmesinde, ABD'nin, Filistin'in devlet olma yönündeki başvurusunu Güvenlik Konseyi'nde veto etmemesini kendisine söyleyip söylemediği sorusuna cevabında, "Söylemem mi! Zaten kendileri de bizden daha farklı bir şey beklemediklerini ifade ettiler'' açıklamasında bulundu.

ABD'nin başvuruyu veto etmesi durumunda bunun sonuçlarının neler olabileceği konusunda Erdoğan, "Tabi şu anda o döneme yönelik herhangi bir şey söylemem yanlış olur. Benim temennim, beklentim daha doğrusu, Amerika Birleşik Devletleri kendi büyüklüğüne yakışır bir şekilde 1947'de BM'nin almış olduğu 181 sayılı karar istikametinde bu süreci yenilemesi, devam ettirmesidir'' dedi.

"İSRAİL'İN 'HER YAPTIĞIM YANIMA KAR KALIYOR' HAVASINDAN ÇIKMASI LAZIM"

Başbakan Erdoğan, "özellikle Mavi Marmara saldırısının ardından kendisinin İsrail'e karşı bir söylem içinde olduğunu, bunun da Araplar arasındaki popülerliğini artırmaya yönelik'' olduğunu iddia edenlerin bulunduğunun hatırlatılması üzerine İsrail'i işaret etti.

Erdoğan, Türkiye'nin bölge barışına yönelik attığı birçok adımın bulunduğunu belirterek, "Aslında buradan Türkiye'ye yaklaşmak lazımdır. Şimdi İsrail'in Başbakanı Olmert'le bu kadar iyi münasebetler içerisinde olan bir Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan varken, ne oldu da şimdi bu noktaya gelindi, bu soruyu da sormak lazım. Demek ki bu yönetimde bir sıkıntı var. Önce bunu aşmak lazım ve Batı'nın mevcut İsrail yönetimine baskı yapması lazım, böyle şımarmaması lazım ve 'her yaptığım yanıma kar kalıyor' havasından İsrail'in çıkması lazım" diye konuştu.  

Erdoğan ayrıca, "Uluslararası sularda kimin haddine bir gemiye saldırmak? Böyle bir şey olabilir mi? İsrail bunu yaptı. Yoksa bizim aramızda herhangi birşey yoktu. Her türlü alanda siyasi, askeri, ticari ilişkilerimiz vardı, ekonomik ilişkilerimiz vardı. Turizm noktasında ciddi ilişkilerimiz vardı" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN BÖLGEDE GEÇMİŞTEN BUGÜNE GELEN BİR SORUMLULUĞUMUZ VAR"    

Türkiye'nin Ortadoğu ve Afrika'da Irak savaşı ve Arap Baharı sonrasında oluşan boşluğu doldurmak ve gelecekte bu bölgede önemli rol oynamayı isteyip istemediğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Bunlar bize çok şey kazandırmaz. Biz talep olana gideriz. Durumdan vazife çıkarmak gibi bir siyasi ahlakımız yok. Ama biz bu bölgede tarihi bir noktada aynı medeniyeti paylaşan ülkeler olarak, bir sorumluluğu olan ülkeyiz. Geçmişten bugüne gelen bir sorumluluğumuz var" cevabını verdi.

Türkiye'nin Suriye, Irak ve İran'la uzun sınırları olduğundan bahseden Erdoğan, "Bu sıkı ilişkiler bizi birbirimize çok daha yaklaştırmıştır. Lübnan'la, Ürdün'le aynı şekilde ve özellikle de Körfez ülkeleriyle attığımız adımlar aynı şekilde, bölgesel işbirliğine yönelik yaptığımız çalışmalar aynı şekilde. Türkiye buraya kendiliğinden girmiyor. Türkiye'nin çekim alanı içerisinde, Türkiye'yi de oraya çekmişler. Türkiye orada olmak zorunda zaten. Olmazsa yanlış olur. Olaya buradan bakmak lazım. Hiç ilgisi olmayan ülkeler; başta Amerika olmak üzere, İngiltere, Almanya, Fransa oralara giriyor da Türkiye neden girmesin" dedi.

"BİZİM DERDİMİZ TÜRKİYE'NİN BATI İLE İSLAM DÜNYASI ARASINDA KÖPRÜ GÖREVİ GÖRMESİDİR"

Türkiye'nin demokrasiyle İslam'ın bir arada yaşayabileceğinin örneğini verdiğini ve halkının yüzde 99'unun Müslüman olan bir ülke olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bizim derdimiz Batı ile İslam dünyası arasında Türkiye'nin bir köprü görevi görmesidir" dedi.

Erdoğan, "Nitekim, biliyorsunuz biz Medeniyetler İttifakı'nı İspanya Başbakanı Zapatero ile beraber kurduk. Bakın şu anda 100'ü aşkın ülke, kurum ve kuruluş buraya üye. Ne yaptık? BM çatısı altında bu çalışmayı sürdürüyoruz. Neden? Dünyada bir medeniyetler çatışması olmasın, bir medeniyetler ittifakı olsun. Bu adımı atan bir ülke Türkiye. Tabii ki bunun gereğini bundan sonra da yapacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

"ILIMLI İSLAM İFADESİNİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL"

"Ilımlı İslam" diye bir ifadenin olamayacağını söyleyen Erdoğan, "Bu yanlış bir şey. İslam aşırılıkları reddeder, asla kabul etmez. İslam orta yolu tavsiye eder. Çünkü, İslam kelime anlamı itibariyle Arapça (Silm) kelimesinden gelir ve bu barıştır. Barış dini olan İslam asla teröre müsaade etmez ve onun için de İslam'ın terörle bir arada anılması asla doğru değildir" dedi.

"Bir Müslüman eğer terörist olmuşsa onun sıkıntısı var demektir. Onun İslam'la da alakası yoktur" diyen Başbakan Erdoğan,

İslam teröre müsaade etmediğini, bir insanın öldürülmesinin tüm insanlığın öldürülmesi gibi olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Ama Hıristiyanların içinde terörist yok mu? Yahudilerin içinde terörist yok mu? İşte Norveç'te olan olayı gördünüz, örnekleri çok, İngiltere'de olan olayları gördünüz, İspanya'da olan olayları gördünüz. Demek ki oralarda da teröristler var. Şimdi olaya böyle bakmak lazım ve asla İslam'ı da terörle özdeşleştirmek doğru değil. Anti-semitizm nasıl bir insanlık suçuysa, İslamofobia aynı şekilde bir insanlık suçudur. Bunu bu şekilde ifade etmek ve kafalara yerleştirmek gerekir" diye konuştu. 

"AB ÜYELİĞİNDE SÜRECİ KOPARAN ÜLKE OLMAK İSTEMİYORUZ"

Sunucu Charlie Rose'un, Türkiye'nin AB'ye katılma niyetini sürdürüp sürdürmediğinin sorusu üzerine Erdoğan,''50 yıldır biliyorsunuz bu işin takipçisi olduk. Şu anda Avrupa Birliği bu konuda bize bir tavır koymadıkça biz süreci koparan bir ülke olarak kesmek istemiyoruz. Avrupa Birliği kendi içinde bu konuda bir karar versin, bunun için de dersi çalışıyoruz, elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Temenni ederim ki AB yanlışından döner ve bir Güney Kıbrıs'a Türkiye'yi feda etmez'' dedi.   

Akdeniz'de son günlerde yaşanan gerilime de değinen Erdoğan, "Garantör ülke olarak Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'taki Türklerin haklarını arayacağını söyleyerek, "Şu anda Türk donanmasının orada bulunmasının sebebi budur ve sismik araştırma gemisi de anlaşma gereği oraya gidecek. Ve o bölgede bizler de aynı şekilde KKTC ile birlikte araştırmaya başlayacağız'' şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: 22.09.2011 15:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.