Dursunbey'i Tanıyalım

Dursunbeyin Nufustan,Ekonumiye, Kültürden, İdari durumuna tanımı.İşte saklı cennet Dursunbey

Dursunbey'i Tanıyalım

Dursunbeyin Nufustan,Ekonumiye, Kültürden, İdari durumuna tanımı.İşte saklı cennet Dursunbey

02 Nisan 2011 Cumartesi 01:00
Dursunbey'i Tanıyalım

NÜFUS
İlçeye bağlı 102 köy bulunmaktadır. 2010 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi nüfusu 16.924, köylerde yaşayan nüfus ise 26.592 olmak üzere toplam 43.516 olarak tespit edilmişitir.

2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi nüfusu 16.997, köylerin toplam nüfusu 27.376 olmak üzere, ilçenin toplam nüfusu 44.373 idi. 2008 yılında ise Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi 17.364, köyler 28.416 olmak üzere, toplam nüfus 45.780 olarak kayıt altına alınmışken 2007 yılında ise Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi 17.701, köyler 29.237 olmak üzere, toplam nüfus 46.938 idi.

İDARİ DURUM
2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi nüfusu 16.997, köylerin toplam nüfusu 27.376 olmak üzere, ilçenin toplam nüfusu 44.373 olarak tespit edilmiştir. İlçeye bağlı 102 köy bulunmaktadır.İlçeye bağlı 102 köy bulunmaktadır.

Dursunbey, Balıkesir Mutasarrıflığına bağlı "Balat" adı ile anılan bir bucak merkezi iken 1918 yılında ilçe haline getirilmiştir.

İlçe Merkezi, 9 mahalleden oluşmaktadır. Köyler genel olarak orta ve küçük yerleşim üniteleri niteliğinde olup, tamamı orman köyüdür.



SOSYAL DURUM
Dursunbey halkının büyük çoğunluğunu Türkmen Boyları oluşturmaktadır. Oğuzların Üçok Kolunun Kayı boyuna mensup olan yerli halk, devletine bağlı ve itaatli bir topluluktur. İkna edildiği takdirde her türlü fedakarlığı yapmaktan kaçınmaz. Özellikle hayır işlerine aktif olarak katılımda bulunurlar. Devlet karşıtı unsurların yuvalanması ve yayılmasına engel olan bir yapıya sahiptir.

Dursunbey’in zengin bir folkloru vardır. Özellikle Barana diye bilinen Zeybek Ocağı’nın oyunları görülmeye değerdir.

Dursunbey ‘de 126,000 hektar orman alanı mevcuttur. Türkiye genelinde iki adet Orman işletmesi bulunan nadir ilçelerdendir. Orman ve Orman Ürünlerine dayalı sanayi oldukça gelişmiştir. İlçede 80 civarında Ağaç Sanayi İmalathaneleri bulunmakta 250.000 metreküp orman emvali işlenmektedir. Ayrıca ilçeye BDT Ülkelerinden bol miktarda ithal orman emvali ithalatı yapılmakta ve işlenmektedir. İlçenin Söğütözü Bölgesinde zengin Kömür yatakları ile Güğü Köyü civarında da kıymetli taş işlemeciliğinde (takı olarak) kullanılan Ametist Madeni yatakları  bulunmakta ve ilçe ekonomisine katkı sağlamaktadır. İlçede en çok arpa, buğday ve  tahıl çeşitleri yetiştirilmekte olup, meyvecilik açısından da elma, şeftali ve vişne  üreticiliği ön plandadır.

EKONOMİ

İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca geçim kaynağı orman ve orman ürünlerine dayalı sanayi kolları ile hayvancılıktır. İlçede en önemli ticari faaliyet keresteciliktir. Bu sektör aynı zamanda nakliye sektörünün de gelişmesini sağlamıştır Kavak yetiştiriciliği gelişmiştir.

İlçe çeşitli maden rezervlerine sahiptir. Bunların başında; kömür(linyit), traverten mermeri(Arizona Kırmızısı, Verona Beyazı), kurşun, krom, magnezit, çinkolu kurşun başlıcalarıdır.

İlçe toprakları çok engebeli ve verimsiz olduğu için tarımsal faaliyetler geniş araziler üzerine kurulmuştur. İlçede toplam 23.901 ha. tarım arazisi bulunmaktadır. Kuru tarım ürünlerinden; buğday, arpa, çavdar, yulaf, mercimek ve nohut, meyve üretimi olarak en çok elma üretilmektedir.

Hayvancılık yönünden 18.000 Büyükbaş, 60.000 Küçükbaş ve 177.000 kanatlı mevcuttur. Koyun yetiştiriciliği önemlidir.

Karaçam ormanları, su kaynakları, mesire yerleri meşhurdur. Eko turizm potansiyeli yüksektir. Suçıktı memba suyu ve saz çayırı yaz aylarında bir gezi ve dinlenme yeridir. Alaçam ormanları içinde
Yayla, Bebek, Gölcük, Hacıkerim bölgeleri başlıca kamp ve dinlenme yerleridir.

MADENCİLİK

 

İlçemizde Kavacık civarında Şen Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi grubu tarafından Odaköy civarında açık ve kapalı işletme usulü ile yıllık 130.000 ton kömür üretilmiş ve bunun tamamının satışı yapılmıştır. Şirkette ortalama 200 kişi istihdam etmektedir.

 

Piriştine Madencilik-Nakliyat-Hafriyat Ticaret Limited Şirketi tarafından Hamzacık civarında açık-kapalı işletme usulüyle yıllık 40.000 ton kömür üretilmiş, şirkette ortalama 100 kişi istihdam edilmektedir.

 

Şahmetal Madencilik Ticaret Limited Şirketi tarafından Çakırca civarında açık, kapalı işletme usulüyle yıllık 80.000 ton kömür üretilmiş ve 100 kişi istihdam edilmekte olup, kömürlerin satışı Balıkesir, Dursunbey, Kepsut, Susurluk, Bigadiç, Bandırma, Karamürsel, Eskişehir, Bursa, İnegöl, Karacabey, Mustafa Kemalpaşa, Turgutlu, Salihli, Konya, Karamanlar, İzmir gibi yerleşim yerlerinde 50 Kamyon ile nakledilmektedir. Türkiye çapında Kavacık Sektörü diye kabul edilen kömür havzası görünür rezerv 15.000.000 tondur. Bu işletmelerde üretilen kömürler 4000-5500 Kcal/kg dır. Kükürt oranı düşük olduğu için çevre kirliliği yaratmayan bir kömür cinsidir.  

 

Gökçedağ Bölgesinde Emeksiz ve Hindikler Köylerinde traverten mermeri üretilmekte olup (Arizona kırmızısı, Verona beyazı ), 200 kişi istihdam edilmektedir. Yılda 25.000 m3 üretim, 360.000 m2 işleme yapılmakta %95 ‘i ihraç edilmektedir.    

SÜT SIĞIRCILIĞI

 

 

İlçemizde 7471 adet işletmede bulunan 30.700 adet büyükbaş hayvan varlığının büyük çoğunluğu (%85) süt sığırlarından oluşmaktadır. İlçemiz genelinde süt sığırcılığı için tavsiye edilen Siyah Alaca Irk olan (Holştayn ve Holştayn Melezi) hayvan sayısı 4923 adet işletmede 25.000 civarında olup, halen sağmal olarak süt sığırcılığı yapılan 14.268 adet sığır potansiyeli bulunmaktadır. İlçemizde günlük miktar olarak 105 ton süt üretilmektedir. Üretilen sütler şirketler vasıtası ile değerlendirilmekte olup günlük olarak Yörsan:35 ton, Yakut Süt:15 ton, Ülker Süt:15 ton, Kay Süt:20 ton, Selimağa(Mandıra):5 ton, Sütaş 10 ton süt toplamaktadırlar. 5 ton civarında da yetiştiricilerimizin kendilerinde değerlendirdiği, tükettiği kayıt altında olmayan süt üretimi söz konusudur.

 

Yetiştiricilerimizin ürettiği sütler İlçemizdeki 100 civarındaki süt taşıyıcı tarafından süt güğümleri ile süt soğutma merkezlerine taşınmaktadır. Bu soğutma merkezlerinde toplanan sütler firmaların frigorifik(soğutucu) araçları ile süt işleme tesislerine gönderilmektedir. İlçemizde halihazırda faaliyet gösteren 12 adet süt soğutma merkezi bulunmaktadır. Bu merkezler ve kapasiteleri;

 

Adı-Soyadı                            Çalıştığı Firma            Adres                                     Tank Kapasitesi

1-İbrahim Ethem KORKUT    Sütaş                      Kuyualanı Mevkii                             10 ton

2-Şahin DÖNMEZ                  Sütaş                     Üç Eylül Mahallesi                              6 ton

3-Nadir KOÇ                         Ak Gıda                 Karıncalı Mevkii                               10 ton 

4-Yörsan                                Yörsan                   Çamköy Altı                                     25 ton

5-Kemal AYHAN                   Kay                       Yatılı Bölge İlk.Öğr.Ok.Karşısı           6 ton

6-Şabanlar Koop.                   Yörsan                    Şabanlar Köyü                                   5 ton

7-B.Akçaalan Koop.               Ülker                      B.Akçaalan Köyü                              5 ton

8-Ak Gıda                               Ak Gıda                 Göbül Köyü                                       1 ton

9-Ak Gıda                               Ak Gıda                 Sağırlar Köyü                                     2 ton

10-Hüseyin ÇİMEN                Yörsan                   Karagöz Köyü                                    2 ton

11-Hamzacık Tar.Kalk.Koop. Yörsan                   Hamzacık Köyü                                  3 ton

12-Kavacık Tar.Kalk.Koop.    Kay                       Kavacık Köyü                                    6 ton

 

Hacıömerler Köyü yolu üzerinde kurulu bulunan Yakut Süt Tesisi günlük 20 ton süt işleme kapasitesine sahiptir.(2007 yılında Bakanlığımız Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi çerçevesinde yapılmıştır.) Selimağa Köyünde bulunan Konak Mandırası ise günlük 5 ton süt işleme kapasitesine sahiptir.

İlçemizde kurulu bulunan Süt Üreticileri Birliğine üye 1500 yetiştiricimiz, Balıkesir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine ise 300 civarı süt sığırı yetiştiricimiz üye olmuştur. Birlikler konusunda bilgilendirme çalışmaları devam etmektedir.

Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerimizden Şabanlar Köyü Kooperatifi 2006 yılında 66x2 süt sığırcılığı, B.Akçaalan Köyü 2007 yılında 100x2 süt sığırcılığı projesi uygulamıştır. Bu köylerimizde hayvan sayısı dolayısıyla süt üretimini artırmış hem de proje kapsamında süt soğutma merkezleri kurulmuştur.

2008 yılında M.Taşkesiği, Selimağa ve Durabeyler Köylerimizde 100x2 süt sığırcılığı projesi programa aldırılmış, dolayısı ile proje kapsamında bu köylerimize de süt soğutma merkezi kurulumu kısa zamanda tamamlanacaktır.

Odaköy’de süt soğutma merkezinin binası yapılmış olup, alet-ekipman alımı aşamasındadır. Güğü Köyü Kooperatifi tapulandırma işlemlerinin kesinleşmesini beklemekte olup, Bu köyümüzde de 100x2 süt sığırcılığı projesi uygulamaya konulacaktır. Bu konuda İlçe Tarım Müdürlüğümüz ile koordineli olarak çalışılmaktadır.

           

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığınca 2007 yılında 16 muhtaç aileye 32 adet gebe düve dağıtılmıştır.

Güç Birliği Şirketi 2008 yılı Ağustos ayı itibari ile 250 adet büyükbaş hayvan ile süt sığırcılığına başlayarak,1000 baş süt sığırı hedefi ile İlçemiz için örnek bir süt sığırcılığı işletmesi olacaktır.

 

SÜT SIĞIRCILIĞINDA ACİL OLARAK YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER

 

-Gökçedağ bölgesinin İlçe merkezine çok uzak olması ve üretilen sütlerin iptidai şartlarda taşınması nedeni ile acilen bir süt soğutma merkezinin kurulması,

-Boyalıca-Sakız Köyü yol ayrımına aynı gerekçe ile süt soğutma merkezinin kurulması,

-Süt toplama işleminin süt güğümleri ile değil, süt soğutma merkezlerinin sayılarının arttırılarak bu merkezlerde toplanması, güğümler ile toplama işine en azından uzak mesafeler için izin verilmemesi,

-100x2 süt sığırcılığı(yeni adıyla en az 50x2) projesinin İlçemiz genelinde daha çok yaygınlaştırılması, İlçemizde kurulu bulunan 30 civarındaki Tarımsal Kalkınma Kooperatifine bu projenin uygulanması, bu sayede yeni süt soğutma merkezlerinin kurularak sütte gerekli hijyen ve kalitenin sağlanması,

-Gökçedağ ve Boyalıca Köylerinde acilen kurulması gerekli süt soğutma merkezlerinin Süt Üreticileri Birliğine kurdurulması, gerçekleşmez ise ilgili muhtarlıklar ve süt toplayıcılarının Bakanlığımız desteklemelerinden yararlanılarak birlikte kurmalarının sağlanması,

-Süt toplama işlemleri ve yem getirme işlemlerinin tamamen Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri üzerinden sağlanması, bu kooperatiflerinde soğutma sistemli araçlarla sütleri toplamasının sağlanması gerekmektedir.

- Aile işletmeleri tarzındaki süt işletmeleri genellikle küçük ölçekli olup ailenin süt ve süt ürünleri ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. İlçemizde orta ve büyük ölçekli modern süt sığırcılığı işletmelerinin sayısı oldukça az, küçük ölçekli aile işletmelerinin sayısı daha fazladır. Kaliteli ve kontrollü süt elde edebilmek için modern ve büyük ölçekli işletmelerin çoğalmasına ihtiyaç vardır.

Dursunbey genel olarak konar-göçer yörük aşiretlerinin iskana geçmesiyle kurulmuş olan yörük köyleri ile tanınır. Konar-göçer Türk aşiretleri'nin izleri bu köylerde görülmektedir.

KÜLTÜR

    ÇOCUK OYUNLARI


Özellikle kırsal kesimde çocukların en büyük zevki mahalle oyunları dediğimiz oyunlardır. Oyun, çocuğun boş zamanlarını dolduran en güzel eğlencesidir.

 

Oyun, karşılıklı saygı ve sevgi, dayanışma güven duygusu kurallarına uyma birlik ve beraberlik vb. gibi çocuğun karakterini güçlendiren konularda büyük rol oynar. Diğer yandan çocuk farkında olmadan kendini toplumsal denen olgunun içinde bulur. İşte çocuk daha küçüklüğünde oynadığı oyunların sayesinde toplumun bir parçası olmayı öğrenir.

 

Çocukların oynadığı mahalle oyunları yöreden yöreye farklılık gösterir. Dursunbey yöresinde son zamanlarda çocukların oynadıkları mahalli oyunları da çeşitlilik göstermektedir. Bu yöreye ait oyunlar, el oyunları ve topluluk halinde oynanan grup oyunları diye ikiye ayırabiliriz.

 

El oyunları genellikle iki kişilik oyunlardır. İki oyuncu karşılıklı dururlar elleri ve ayaklarıyla söyledikleri tekerlemelerle ahengine uygun ritmi hareketler yaparlar. Her iki oyuncuda aynı hareketleri aynı anda yapıp aynı anda tekerlemeyi söylerler. Oyunda geçerli bu ritmik hareketler bazen iki çocuğun sadece ellerini değişik şekillerde vurarak, bazen de hem elleri hem de ayaklarıyla hareket oyunu tamamlanır.

           

Hem el hem ayakla oynanan oyunlarda birbirlerinin kollarına girip zıplaya zıplaya önce bir yana, sonra bir yana dönmeler ya da birinin diğeri etrafında el şaklatarak dönmesi vb. şekillerde göze çarpmaktadır.

           

Bu oyunlarda tekerlemelere ahenkli bir hava verilerek oyunun ritmi sağlanır. Tekerlemenin ahengini sağlamak için mısra sonları kafiyelidir. Oyun türlerinde ölçü olmadığı gibi mısra sayısı da tekerlemenin uzunluğuna kısalığına bağlıdır.

           

Oyun sözlerinde anlam aranmaz, oyun sözleri çocukların rahatça söyleyebilecekleri sözlerden oluşur. Öyle ki Türkçe olmayan yabancı dillerden özelikle İngilizceden alınmış sözlerle bile çocukların el oyunları tekerlemenin arasına girmiştir.

 

Grup Oyunları; grup halinde toplanan çocuklar önce bir ebe çekerler. Bir yuvarlak oluşturulur. Ebe çocuklardan oluşan halkanın etrafında koşar adımlarla dolaşırken bir taraftan da hep bir ağızdan oyunun sözlerini tekrarlarlar. Ebe etrafında döndüğü halkadan herhangi bir arkadaşının omzundan tutarak arkadaşını halkadan çıkarır, arkasına alır. Ebeye takılan oyuncuda ebe ile birlikte koşar adımlarla halkanın etrafında dönmeye başlar. Bir yandan da oyun sözlerini söylemeye devam ederler.

 

Ebe yanına aldığı oyuncuyla en başından başlayarak aynı şeyleri tekrarlar. Böylece ebenin arkasına aldığı oyuncu sayısı her seferinde artar. Halkada bir iki kişi kalıncaya kadar oyuncular ebenin arkasına eklenerek devam eder. Bir kişi kaldığında oyun biter. Ve geri kalan bir kişi de tekrar başlayarak oyun için ebe seçilmiş olur.

 

Oyuncular eşit sayıda gruba ayrılırlar. Sayışarak ebe olan grubu belirlerler. Oyun için bir yer seçilir. Sınırları çizilir. Ebe gruptan bir kişi bekçi seçilerek oyun yerine bırakılır. İki gruptan ebe olmayan gruptaki oyuncular kaçarlar. Diğer grubun oyuncuları da onları yakalamaya çalışırlar. Bu arada oyuncular grup arkadaşlarını bilmek zorundadırlar. Ayrıca hızlı koşanlar da bu oyunda avantajlıdır. Yakalanan oyuncular getirilip oyun yerine bekçinin gözetimine bırakılır. Grup arkadaşlarından yakalanan oyuncuları kurtarabilmek için bekçiye ve ebe oyunculara yakalanmadan gelip yakalanmış arkadaşlarından birine “cereyan” demesi gerekmektedir. Bekçinin diğer oyuncuları yakalanmış oyunculara yaklaştırmaması gerekmektedir. Oyun, ebe oyuncuların diğer oyuncuların hepsinin yakalayıp oyun yerine getirmesiyle sona erer. Bu kez hiç sayışmadan diğer grup ebe olur.

 

Eşit oyuncuya sahip iki grup oluşturulur. Birinci grup kendi aralarında isim takarlar. Yan yana sıralanırlar. Aynı şekilde diğer grubta yan yana sıralanır. İki grup karşılıklı dururular. Birinci grubun başı seke seke diğer grubun başına gider. Aralarında ahenkli bir şekilde konuşmalar geçer. Daha sonra birinci gruptan başoyuncusu diğer grubun oyuncularının arkasından dolaşarak bir oyuncunun gözlerini kapatır. Grubun oyuncularından birini takma isim söyleyerek çağırır. Çağrılan oyuncu sözleri kapalı oyuncunun yani ebenin alnına kim olduğunu belli etmeden vurup yerine döner. Ebenin gözleri açılır ve kimin vurduğunu bilirse o oyuncu ebe oyuncunun grubuna geçer. Bilemezse ebe oyuncu karşı gruba geçer. Oyun karşılıklı gidip gelmelerle devam eder.

 

İp atlama çocukların özellikle kız çocuklarının en çok sevdikleri oyunlar arasında yer almaktadır. İki katlı ve tek katlı olarak sallanan iplerle atlanan ip oyunları vardır. Bir yandan ip atlarken diğer yandan da tekerlemeler söyleyerek oyun renklendirilir.   

 

Bunun dışında yakar topu denen ve üç kişiyle oynanan oyun, misket oyunu, daha çok kız çocuklarının oynadığı sek sek,  beş taş, on beş taş gibi iki kişi ile oynanan oyun, grup halinde oynanan al satarım bal satarım adı altındaki oyun, saklambaç, dokuz kiremit, çelik çomak, uzun eşek, renkli istop, dönme dolap vb. oyunlarda bulunmaktadır.

DÜĞÜN GELENEKLERİ

 

Yörede evlenme yaşı küçüktür. Evlenmek isteyen gençler bu konudaki isteklerinden dolayı huzursuz ve sinirli davranışlar, sabahları geç kalkma, evlenme isteğinin en sık rastlanan dile geliş biçimlerindendir. Erkeklere özgü ve bazı köylerde gözlenen başka bir yolda evlenmek isteyen gencin pilava kaşık saplayıp sofradan kalkmasıdır. Yine erkeklerin başvurduğu bir başka yol istediğini yakınlarına söyleyip dolaylı biçimde babanın kulağına gitmesini sağlamaktır.

 

Söz Kesme

Pazar ya da Perşembe günü kız evine haber gönderilip, akşam mendil almaya gelineceği bildirilir. Mendil almaya gitmenin anlamı söz kesmektir. Akşam oğlan evinden damadın annesi ve bir iki yakını mendil almaya giderler. Gelin kız söz kesmeye gelenlerin ellerini öper ve bir süre sonra kahve ikram eder. Damadın annesine giderken hazırlanan mendil verilip uğurlanır.

           

Nişan 

Nişandan birkaç gün öncesinde nişan eşyası alınır. Oğlan evi tarafından gelin kıza gelinlik, çamaşır, gecelik, ayakkabı vb. alınır. Damada da kız evi tarafından kazak, çamaşır, damatlık vb. alınır. Ayrıca karşılıklı ailelere ve yakınlara ufak tefek çamaşır, havlu vb. alınır. Her iki tarafta aldıklarını bohçalar. Yengeler 1-2 gün öncesinden yakınları Perşembe veya Pazar gününe nişana çağırırlar.

 

Kız evinden nişana çağrılan yakınlar o gün büyük bir bahçe veya evde toplanırlar. Oğlan evi de kendi evinde toplanıp kız evine gelir. Yanlarında bir tepsi çerez ve bohçalar getirilir. Bohçalar ve çerez yengeler tarafından taşınır. Kız evinde oğlan evi gösterilen yerlere oturtulur. Kayın valide ortaya oturtulur. Kız evinin gelen misafirlerine “hoşgeldiniz”e duran yengeleri herkesi yerleştirir. Oğlan evinden gelenlerden birisi aşır okur. Sonra kız evinin yengeleri sıra ile kolonya şeker, bisküvi ve limonata ikram ederler. Bütün bunlardan sonra kızın en yakın yengesi gelin kızı ortada oturan Kayın validenin yanına getirir. Yenge, kayın validenin elini öper, sonra gelin kıza öptürür. Gelin kız elini öptükten sonra Kayın valide yanında getirdiği takıları takar. Kayın validenin yanında en yakınları oturur. Gelin kız sırayla ellerini öper. Onlarda isterlerse takı takabilirler. Gelin kız sırayla bütün misafirlerin ellerini öper.

 

Oğlan evi dağıldıktan sonra oğlan evinin en yakınları yine oğlan evine giderler. Kız evinden de özelikle yengeler ve en yakınları kalır. İkindi ezanından hemen sonra önceden hazırlanmış bir tepsi baklava, kuzu dolması isteğe göre tavuk veya hindi dolması da olabilir, tuzlu sütlaç, tepsi ekmeği damada ve ev halkı yakınlarına alınan hediyeler de ayrı ayrı bohçalanır. Kız evinde kalan yengeler bu bohçaları ve yemekleri oğlan evine götürür. Oğlan evin de daha önceden yemekler hazırlanır. Kız evinden oğlan evine giden yengelere sofra atılır. Sofrada kendi hazırladıkları yemeklerin yanı sıra kız evinden yengelerin getirdiği kuzu dolması ve baklavadan ikram edilir. Yemekten sonra kolonya şeker ve kahve gibi ikramlarda bulunulur. Daha sonra gitmek için kalkan yengeler kapıya kadar geçirilerek, hepsine küçük birer hediye verilir.

 

Dursunbey’de düğün adetlerinin bir kısmı hala sürmektedir. Ancak günümüzde bu adetlerin hepsi tam olarak uygulamamaktadır. Günden güne belli bir değişim içinde bulunan adetlerimiz günümüze kadar gelerek düğünlerimiz daha basit bir hal almıştır.

 

Düğün hazırlıkları ev döşeme işinin ardından kız evinde ve oğlan evinde bir hafta öncesinden başlar. Yufka ve ekmek yapılır. Aşçı bulaşıkçı, eğlenceler için orkestra bulunur. Oğlan evi bunların yanı sıra davulcuda tutar. Düğünden bir gün önce kız evi ve oğlan evi yengeleri çıkıp bütün akraba komşu, eş dost, tanıdık ve yakınları düğüne çağırılar.

 

Kız evi ve oğlan evinin akraba, dostlarıyla birlikte eğlence adı altında kına gecesi düzenlenir. Kına gecesinde gelin kıza yengeleri tarafından kına yakılır. Gelin kız o geceyi arkadaşları ile birlikte geçirerek sabaha kadar eğlenirler.

 

Ertesi günü akşamı çağırılan bütün eş-dost düğünün yapılacağı salonda toplanır. Gelin kızın annesi ve damadın annesi kapıya yakın durarak gelen misafirlere hoşgeldin demek için bekler. Düğüne gelen misafirler gelin kız annesine ve damat annesine olan yakınlığına göre bir takım hediyeler verir. Bu eğlenceye ekmek yapısı adı verilir. Salona gelin ve damadın gelmesiyle birlikte düğün başlar. Gelin kız ve damat arkadaşlarıyla birlikte eğlenirler. Daha sonra takı töreni yapılarak gelin kız ve damadın akrabaları almış oldukları takılarını takarlar.

 

Ertesi gün kız çıkarma olur. O gün kız evinde ve oğlan evinde gelen misafirlere davet adı altında yemek ikram edilir.  Oğlan evi öğle namazından sonra davul çalarak gelin arabası ve konvoy eşliğinde evlerinde toplanarak kız evine giderler. Gelin kız, babası ve damadın babası eşliğinde evden çıkarılarak gelin arabasına bindirilir ve ardından dua okunur. Dua okunduktan sonra gelin arabasının önü gelin kızın kardeşi veya yakın akrabaları tarafından kesilir bir takım hediyeler istenir. Damadın arkadaşları tarafından istekler yerine getirildikten sonra gelin kız oğlan evine yine davul ve konvoy eşliğinde götürülür.

   

  

  

  

  

 
 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

Son Güncelleme: 02.04.2011 01:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.