HAYATIMIN bu döneminde hiç olmadığı kadar çok çocuklu aileyle görüşüyorum. Eskiden çocuklu arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde onların sürekli yavrularından bahsetmesine sinir olurdum. “Gak dedi, guk dedi, Kızıldeniz’i ikiye böldü, su üzerinde yürüdü” gibi yavrularının her gün yaptığı mucizelerden bahsetmelerinden fenalık gelirdi. Şimdi o çocuklar büyüdü. Ve artık arkadaşlarımın çocukları ile ilgili sıkıntı ve dertlerini merak ve heyecanla dinliyorum. Çünkü anlattıkları şeyler o kadar inanılmaz ki. Artık çocuklar bizim 20’li yaşlarda tanıştığımız şeylerle 15’lerinde haşır neşir oluyorlar. Ve ebeveynlerine sadece şaşırmak ve korkmak kalıyor. Bugünlerde galiba dünyanın en zor şeyi anne-baba olmak. Çünkü o kadar çeşitli tehlike var ki, bunların hangi yönden nasıl saldıracağını tahmin etmek imkânsız. Eskiden annelerimiz sigara içmeyelim, sevişmeyelim, öpüşmeyelim diye etrafımızda gezerdi. Şimdilerdeki belaların yanında bunlar o kadar masum kalıyor ki anne olsam herhalde endişe ve korkudan aklımı kaçırırdım. Artık çocuğunuzun odasında çakmak bulmak sadece sigara içtiği anlamına gelmiyor. Çakmak gazını koklayıp kafa buluyor olması ihtimali var. Okul çıkışı internet kafeye uğruyorsa oyun oynamaktan çok daha fazlası, çok daha büyük tehlikelere maruz kalma riski var. Okul gezisine katılırsa sevgilisiyle öpüşmekten daha korkunç, sevgilisiyle uyuşturucu kullanma ihtimali var. Bugünlerde sağlıklı, çocuğu sıkmadan birey gibi yetiştirebilen, onu belli bir noktaya kadar özgür bırakmayı bırakabilen ebeveyn olmak çok zor. Artık bırakın üçü, tek çocuk yapmak bile ciddi bir cesaret meselesi.

BDP’nin Güneydoğu kadınıyla ilgili bir sözü yok mu?
BDP son günlerin en sert açıklamalarını yapadursun, bölgedeki etkinliğini kadın seçmenlerinin lehine kullanmadığı için beni rahatsız ediyor. Dün HABERTÜRK Gazetesi’nde son yılların en çarpıcı haber fotoğrafı vardı. AHT’den Hüseyin Atmaca’nın yaptığı haber en çok da fotoğrafıyla gerçeği suratımıza çarpıyordu. Hem de en acımasız haliyle. Haberin öznesi Halil Aslan, sevdiği kız yüzünden kız kardeşini cümlenin yüklemi yapıp oradan oraya savuruyordu. Sevdiği kızla evlenebilmek için onu amcasının oğluna veriyordu. Erkeğin kayıtsız şartsız egemen olduğu o topraklarda siyaset yapan BDP, kadın seçmeninin bu yüzyıllardır süregelen dramına müdahil olmamakta bir sakınca görmüyor. Doğru ya, onların kadınlarınkızların yaşadığı sıkıntılardan çok daha büyük ve yüce hedefleri var. Otoyol üzerinde kız değiş tokuşu yapılıyor, kızlar töre intiharına sürükleniyor, bölgenin tek muktedir partisi görmezden geliyor. Sonra hakhukuközgürlük demiyorlar mı çok öfkeleniyorum. Şu fotoğrafı parti binalarına assalar da o bölgede yaşayan kadınların sadece oy deposu olmadığını anlasalar... Tabii sadece BDP değil, tüm siyasetçilerin suçu bu fotoğraf. Siyaseti, kendilerine inananları kavga ettirmek sanan tüm siyasetçilerin.

Kuaför candır, vazgeçilemez!
DÜN bizim gazetede bir haber vardı. Bundan böyle kimyasal bir işlem sayesinde saçımızın rengi bir odada özel ışınlara tabi tutulunca değişiverecekmiş. Yani kuaförler boya konusunda devreden çıkabilirmiş. Son iki yıldır saçlarımı boyatmaktan vazgeçtim. Beyazlar gelene kadar orijinal tasarımımla dolaşmaya karar verdim. Ama öncesinde saçımı sürekli değişik renklere boyardım. Pembesiyah bile yapmışlığım vardır. Kuaför bir kadın için çok önemli bir yaşam merkezidir. Orada yapılan dedikodunun, okunan derginin tadına doyum olmaz. Kuaför bulmak da kolay değildir. Denersiniz, hatta birçok kuaförden ağlayarak çıkarsınız ama doğru ismi bulduğunuzda yıllarca vazgeçmezsiniz ondan. Mesela benim kuaförüm Fatih hayatımın vazgeçilmezidir. Demem o ki, bizi öyle teknolojik gelişmelerle kandıramazsınız. Hiç gerek kalmasa, fönler, saç boyaları bir düğme ile bile halledilse biz kadın kısmı haftada bir kuaförümüze gidip içimizi dökmeden, sosyalleşmeden yaşayamayız! Hieyyt!

Bade İşçil’e yürekten tebrikler
ONU eski sevgilisi sayesinde tanımıştık. Hatta “Ayrıldım da suşiye döndüm” şeklindeki açıklamasını eleştiren bir yazı bile yazmıştım o yıllarda. Ama yıllar sonra Ezel’i izlerken gönlümü kazandı Bade İşçil. Geçen sezon da iyiydi ama ama bu sezon acemiliklerinden iyice sıyırdı kendini. Yolunu duygularıyla buluyor, zaman zaman açık verse de genel performansına baktığımda gayet iyi bir iş çıkarıyor. Önceki gece izlediğim bölümde “Aman sakın ölmesin” diye düşündüğümü fark edince de bu tebrik yazısını yazmak kaçınılmaz oldu. Ezel’in son zamanlardaki en iyi bölümünde harika bir oyun sergiledi. Kutluyorum kendisini.

Sigara yasağı denizde daha sağlam
GEÇEN pazar günü teknede yapılan bir düğüne katıldım. Havanın kötü olması bir tarafa tekne açıldıktan hemen sonra ortalığın sigara dumanına kesmesinden korkuyordum. Ki korktuğum olmadı. Herkes dışarıda içti sigarasını. Bu, insanımızın yasalara saygılı olmasından veya sigara yasağını içselleştirip hazmetmiş olmasından kaynaklanmadı. Tekne mürettebatının sert uyarıları sayesinde oldu. Meğerse Sahil Güvenlik, sürekli sigara kontrolü yapıyormuş. Bayıldım bu habere, çok sevindim. Keşke arada Bebek, Beşiktaş kıyılarına yanaşıp etrafı denetleseler. Tam süper olmaz mı?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.