Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinde Türk Mutfağını Yazıyor

Türk mutfak kültürünün ulusal ve uluslararası arenalarda tanıtımını üstlenen ünlü şef Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinin yazarları arasına girdi. Yemek kültürünün tanıtımına yönelik makaleler yazacak olan Tahir Tekin Öztan Vatan...

Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinde Türk Mutfağını Yazıyor

Türk mutfak kültürünün ulusal ve uluslararası arenalarda tanıtımını üstlenen ünlü şef Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinin yazarları arasına girdi. Yemek kültürünün tanıtımına yönelik makaleler yazacak olan Tahir Tekin Öztan Vatan...

22 Haziran 2014 Pazar 11:49
Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinde Türk Mutfağını Yazıyor
Türk mutfak kültürünün ulusal ve uluslararası arenalarda tanıtımını üstlenen ünlü şef Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinin yazarları arasına girdi. Yemek kültürünün tanıtımına yönelik makaleler yazacak olan Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinin bu günkü sayısında Kebap Mı Yoksa Steak mi? konulu ilk yazısında kebabın özelliklerini sıraladı.

Gaziantep mutfak kültürü başta olmak üzere uzun yıllardır değişik platformlarda Türk mutfak kültürünü tanıtma misyonunu üstlenen ünlü Şef Tahir Tekin Öztan Vatan Gazetesinde köşe yazmaya başladı. Bugün yayınlanan ilk yazısında kebap ve steaki karşılaştıran Öztan kebabın lezzet ve sağlığa olan faydalarını sıralayarak Anadolu’nun en önemli yemek kültürleri arasında yer aldığını belirtti. Öztan yazısında şu ifadelere yer verdi, “Kebap mı yoksa Steak mi ?’ başlıklı yazısında son yıllarda ‘steak house’ların yaygınlaşmasıyla ‘kebap mı steak mi?’ diye bir kıyaslama başladı. Ne yazık ki, bu kıyaslama, bir zamanlar yemek tartışmalarına damgasını vuran ‘pizza mı lahmacun mu?’ tartışmasını anımsatıyor. ‘Ne yazık ki’ diyorum, çünkü o tartışmadaki gibi bugünkü tartışma da bilgi ve içerikten yoksun kompleksli yorumlardan oluşuyor. Hatta bazı insanların, kebap yemek sanki ayıp bir şeymiş gibi bu kadim yemek kültüründen utandığını bile görüyoruz. Ne acı ki, dünya yemeklerine açık, ‘kültürlü’ insanlar bile, ‘steakhouse’ların mönülerindeki ‘dry age’leri, ‘T bone’ları ballandıra ballandıra anlatırken iş kebaba gelince dudak büküyor. Halbuki, bu Türkiye sınırları içinde yaşanan bir tartışma. Dünyada ise böyle bir kıyaslama yok. Hatta Londra, Paris, Berlin ve New York başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında hızla artan kebap restoranlara olan ilgi her geçen gün büyüyor. Üstelik, bu iki yiyeceği karşılaştırmak da doğru değil. Çünkü steak de bir kebap çeşididir. Zira kebap, “doğrudan ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et” demektir. TDK karşılığı da ‘ateşte pişen et’tir.

Yani kebabın tarihi, ateşin bulunması ile başlar. İlk insanların avladıkları hayvanı ateşe düşürdüğü an, ilk kebap pişmişti. Bu bilgi ışığında bakıldığında, kebabın insanları sosyalleştiren ilk yemek olduğunu da görürüz. Çünkü avcılar, avladıkları hayvanı ateşin üzerinde demir bir çubuğa takar ve etrafında otururdu. Doğal olarak da birbirleriyle göz temasında bulunur, belki işaretleşerek konuşurlardı. Pişirme süreci ile yeme süreci aynı anda yapılan, pişireni de sofraya dahil eden bu kültürün uzantısını bugün yine bu topraklarda görüyoruz; ocak başında ya da mangal keyfinde. Steak’in ise bireysel bir pişirme tekniği vardır. Yani yemek herkesle birlikte değil mutfakta aşçı tarafından pişirilir ve pişirme süreci, sunum aşaması hariç, sofraya dahil olmaz.

İşin sağlık kısmına gelirsek. Kebap bilinenin aksine sağlıklı bir yiyecektir. Çünkü sebzeler ve meyvelerle pişirilir ya da tüketilir. Yazın altı ezmeli, domatesli kebap, patlıcanlı kebap, yeni dünya (malta eriği), vişne kebabı, sarımsak kebabı, keme (bir çeşit mantar); kışın ise soğan kebabı (nar pekmezi ile yapılan) ayva kebabı, simit kebabı ve daha adını yazamadığım birçok kebap çeşidi vardır. Lavaş, soğan, maydanoz, sumak, biberle servis edilir. Steak ise bol yağlı bir patates püresi ve üzerinde tereyağ eşliğinde sunulur. Etin kendi doğal yağı varken başka katkılara ne gerek vardır, diye hep düşünmüşümdür. Steak’in sunduğu seçenekler de kısıtlıdır. Çeşit çeşit steak’ler yerine “etiniz nasıl pişsin”, diye sorulur: “Az, orta veya çok pişmiş.” O kadar!

Ama biz Türk toplumu olarak genelde çok pişmiş et severiz. Kanlı, içi pembe et damak tadımıza pek uygun değildir. Ancak steak bu tür bir pişirmeye uygun değildir. Çünkü çok pişen etin içindeki su kurur ve lezzetini kaybeder. Üstelik sebze ve meyvesiz tüketildiğinden tadı ve tuzu olmayan, lezzetsiz bir yemeğe dönüşür. Kebap ise etin “tam pişme- sine” olanak sağlar. Son olarak, steak’lerin fiyatı da kebapla kıyaslanmayacak kadar pahalıdır. Lüks restoranlarda büyük tabakların içinde gelen küçük porsiyonlara neredeyse asgari ücretin yarısını bırakıp çıkarsınız! Sağlıklı bir yiyecektir. Çünkü sebzeler ve meyvelerle pişirilir.”

Tahir Tekin Öztan Türk yemeklerinin tanıtımıyla ilgili değişik gazete ve dergilerde yazılar yayınlarken son olarak Planet TV kanalında da Tahir Tekin Öztan’la Kebap konulu Türk kebap kültürünü anlatan ve onlarca bölümden oluşan bir yemek programı yaparak kebap kültürünün önemini anlatmıştı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.