“kadın, Erkeğe Ekonomik Olarak Bağımlı”

Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Metin Kılıç, dünyada ve Türkiye’de kadına yönelik şiddetin vahim boyutlarda olduğunu belirterek, “Son zamanlarda kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddete...

“kadın, Erkeğe Ekonomik Olarak Bağımlı”

Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Metin Kılıç, dünyada ve Türkiye’de kadına yönelik şiddetin vahim boyutlarda olduğunu belirterek, “Son zamanlarda kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddete...

17 Aralık 2014 Çarşamba 14:44
“kadın, Erkeğe Ekonomik Olarak Bağımlı”
Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Metin Kılıç, dünyada ve Türkiye’de kadına yönelik şiddetin vahim boyutlarda olduğunu belirterek, “Son zamanlarda kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddete karşı duyarlılığın arttırıldığını ama ekonomik şiddetin göz ardı edildiğini söyleyebiliriz” dedi.
Düzce’de bir yıldır yürüttüğü bilimsel araştırma sonuçlarına ilişkin açıklamada bulunan Yrd. Doç. Dr. Metin Kılıç, 7 ilçede ve merkezde yürüttüğü araştırmada tesadüfi örneklem olarak tespit edilen kadınların yüzde 77’isinin (863 kişi) ev hanımı, yüzde 14’ünün (157 kişi) işçi ve yüzde 9’unun (102 kişi) diğer meslek dallarında çalıştığını, kadınların yüzde 58’inin (651 kişi) ilkokul mezunu, yüzde 20’sinin (232 kişi) ortaokul mezunu olduğunu söyledi. Yapılan araştırmanın kadınların aile içinde ekonomik şiddetin farklı şekilleri ile karşılaşmakta olduğuna işaret ettiğini belirten Kılıç, “Aile içinde kadının çalışma hayatına katılması, gelir elde etmesi, kocası, evlatları, akrabaları tarafından engellenebilmektedir ya da tam tersine istemediği bir işte çalışmaya zorlanmakta, kazandığı para elinden alınmakta, ailenin geçiminin sağlaması kadına yüklenebilmektedir. Bunlara ek olarak kadınların kendi aileleri içinde karşılaşabileceği çok sayıda ekonomik şiddet türünden söz etmek mümkündür” şeklinde konuştu.
Ailenin yeniden üretiminde evin içinde yapılması gereken çok sayıda işin baş sorumlusu kadın olurken, ev içinde harcadığı emeğin maddi karşılığının olmadığını belirten Kılıç, “Kadına yönelik ekonomik şiddet, temelde bir erkek suistimalidir. Böylece kadınların ihtiyaçlarını karşılamak için para bağımlılığını ortaya koymaktadır. Yapılan araştırma, ev hanımlarının birçoğunun bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için kocası tarafından yeterince desteklenmediği gerçeğini de ortaya koymaktadır. Daha çok ev harcamaları için ayrılan bütçeden kadınların kişisel ihtiyaçlarının kıt kanat ve kocasından gizli biriktirdikleri paralarla karşılandığı söylenebilir” diye konuştu.
Akrabalık ilişkilerine de değinen Kılıç, “Kadınların ekonomik anlamda zarar görmesine yol açan uygulamalar akrabalık ilişkilerinde bulunmaktadır. Bazı ailelerde kadınların miras dolayısı ile elde ettikleri haklardan mahrum bırakılmalarının yolları aranmakta ve kadınlara kabul ettirilmektedir. Eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kalan kadınların yüksek oranda çocukları için her şeye katlanabileceklerini belirtmeleri, geleneksel aile yapısının ağırlığını gözler önüne sermektedir. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 77 oranında ev hanımı olmaları ve ekonomik gelirlerinin olmaması yüzde 24 gibi bir oranda boşanabilme ihtimalini ortaya koymuştur. Boşanma söz konusu olduğunda kadınların yine ekonomik şiddete uğrama olasılığı yüksektir. Yıllar boyunca evine yaptığı hizmetler içerisinde kristalleşmiş emeği yok sayılmaktadır. Ayrıca boşanmanın sosyal çevrede hoş karşılanmaması, kadınların damgalanarak kötü kadın imajı, geleneksel aile yapısının katı kuralları, ekonomik imkansızlıklar, koca/eş tarafından her türlü fiziksel, duygusal ve ekonomik şiddetin kadın tarafından kabul edilebilir olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.
Kadınların uğradığı ekonomik şiddetin karşı karşıya olduğu şiddetlerden en etkilisi olduğunu ifade eden Kılıç, ekonomik şiddet olgusunu arttıran unsurlara da değinerek, “Toplumun kültürel ve sosyal yapısı, dini inançlar, sosyal izolasyon, katı toplumsal roller, fakirlik, kadın erkek eşitsizliği, kendi kendini kontrol yetersizliği ve zayıf kişilik gibi kişisel karakterler ekonomik şiddet riskini arttırmaktadır” diye konuştu.
Ekonomik bağımlılığın kadının diğer şiddet türlerine uğrama konusundaki en zayıf noktası olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Metin Kılıç, “Kadın ve çocukların düşük sosyo-ekonomik yapı içerisinde artan oranda şiddete maruz kaldıkları ortadadır. Öğrenilen değerler, ailenin ekonomik yapısı, kadının çalışıp çalışmaması gibi etmenler aile bireylerinin cinsiyete bağlı olarak şiddeti algılayışını değiştirmektedir. Çocuklar şiddeti aile içerisinde anne-babadan öğrenme yoluyla içselleştirmekte, kadınlarda içinde bulunulan şartlar çerçevesinde biyolojik aile yapısının devamı için her türlü ekonomik şiddeti kanıksamış gibi görünmektedir. Bundan dolayı kadın erkeğe bağımlı bir hayat sürdürmektedir. Şiddette maruz kalan ve şiddetten kaçan kadının elini kolunu bağlayan ekonomik problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak başta devlet olmak üzere kadına yönelik politikalar üreten kurumların öncelikli hedefi olmalıdır” şeklinde konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.