Rektör Yardımcısı: “yök Bazen Ucube Kararlara İmza Atıyor”

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Aydın, “Yüksek Öğrenim Kurumumuz (YÖK) bazen ucube kararlara imza atıyor. İlahiyat öğrencisinin paralelcisi, yancısı, dikeycisi olmaz” dedi.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi...

Rektör Yardımcısı: “yök Bazen Ucube Kararlara İmza Atıyor”

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Aydın, “Yüksek Öğrenim Kurumumuz (YÖK) bazen ucube kararlara imza atıyor. İlahiyat öğrencisinin paralelcisi, yancısı, dikeycisi olmaz” dedi.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi...

03 Mayıs 2014 Cumartesi 11:41
Rektör Yardımcısı: “yök Bazen Ucube Kararlara İmza Atıyor”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Aydın, “Yüksek Öğrenim Kurumumuz (YÖK) bazen ucube kararlara imza atıyor. İlahiyat öğrencisinin paralelcisi, yancısı, dikeycisi olmaz” dedi.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğrenci Platformu (DKAB) olarak bu yıl 11’incisi düzenlenen tanıtım programı Yaşar Doğu Spor Salonu’nda yapıldı. Tanıtım programında ilk olarak İlkadım Belediyesi Mehteran Takımı gösteri sundu. Daha sonra Güzel Kur’an Okuma Dünya Birincisi Mustafa Özcan Güneşdoğdu, Kur’an-ı Kerim tilaveti yaptı.

Ayrıca Türkiye genelinden 33 din kültürü ve ahlak bilgisi üniversite öğrencileri sempozyum, seminer ve şölenlere katılmak üzere Samsun’a geldiler.

YÖK’E ELEŞTİRİ

Programda açılış konuşmasını yapan OMÜ Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Aydın, YÖK’ün bazı kararlarına tepki göstererek, “Açılış konuşması yapmak için ben buraya gelirken arkadaşlar ‘hocam din kültürü bölümleri kapatılıyor, bu konularla ilgili bize bir şey söyler misin, bize destek olur musun?’ diye birkaç talepte bulundular. Bence bölümler kapatılmıyor. Bunu böyle düşünmeyin. Bence burada bir hata payı var. Çünkü bende 1998 yılından önceki ilahiyat fakültelerinde dönüşüm olmasının çok daha doğru olduğu kanaati içersindeydim. Formasyon aldığınız zaman öğretmen olacaksınız diye bir kayıt yok. Din görevlisi olursunuz, öğretmen olursunuz, akademisyen olursunuz veya farklı mesleklerde görev yapabilirsiniz. Yani öğretmen olacak kardeşlerimizin formasyona ihtiyacı varda, din görevlisi olacakların yok mu? Mutlaka herkesin var. Dolayısıyla bu formasyonun müfredatta yer almasının en doğru olanıydı. Fakat ne yazık ki bu da yapılmadı. Bizim Yüksek Öğretim Kurulumuz maalesef bazen ucube kararlara imza atıyor. Yeni çıkarttığı kararda din kültürü bölümlerine öğrenci alınmayacak fakat ilahiyat fakültesinin müfredatlarına da formasyon konmadı. Şu anda öyle bir şey yok, şu anda bir aldatmaca var. Sadece sertifika programı olarak düşünülmekte ve bu bağlamda ilgili üniversitelerin açabileceği kontenjan kadar ve öğrenciler ücretlerini ödemeleri karşılığında bu formasyonu alacaklardır. Yani müfredatın içersine konmamıştır. Siz bir taraftan harçları devlete ödeteceksiniz ama ondan sonra da formasyon için öğrenciden para alacaksınız. Gerçekten biz idaricileri öğrencilerle karşı karşıya bırakma anlamına geliyor. Çünkü gönderdikleri yönetmenlikte ‘üniversiteler isterlerse ücret almayabilir’ deniliyor. Fakat ücret almadan o formasyon sertifikasını açma şansınız yok. O programda ders veren hocalarınıza ücret ödeme şansınız yok. Onun için üniversiteler burada belki biraz elini taşının altına koyacaklardır, belki sıkıntı çekeceklerdir ama böylede bir gerçek var. Onun için ben din kültürü ve ahlak bilgisi öğrenci kardeşlerimin gelecek kaygısı duymasını istemiyorum. Çünkü bizim şöyle bir yapımız var” diye konuştu.

İLAHİYAT VE DİN KÜLTÜRÜ BÖLÜMLERİ KARDEŞ

Kendilerinin 2000’li yıllarında çok acı çektiğini belirten Aydın, “Gerçekten bu 2 bölümü ayırdıklarında biz sınıfa derse giderken ilahiyat öğrencileri son derece mahzun bir şekilde bir kenarda dururken ve sayıları da son derece azken, din kültürü bölümüne gelen öğrenci kardeşlerimiz kendilerini başlangıçta öğretmen olarak görüyorlardı ve ciddi anlamda aralarında bir kırılma vardı. Maalesef şu anda sosyal medyada bu kırılmayı görüyoruz. Yani birileri ilahiyat ve din kültürü bölümü öğrencilerini karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Siz kardeşsiniz, hepimiz kardeşiz, asla karşı karşıya gelmeyeceğiz, gelmemelisiniz. Çünkü hepimiz bir bütünüz. Bunu böyle düşünmemiz gerekiyor. Eğer siz kendi kendinizi en iyi şekilde yetiştirirseniz, asla iş kaygısı olmayacaktır. Ama üzülerek zaman zaman şunu görüyoruz. Biliyorsunuz, ilköğretimlere de Kur’an-ı Kerim ve Siyer dersleri kondu. Bazı okullarda din kültürü öğretmen arkadaşlarımıza müdürler ‘hocam siz bu derslere gireceksiniz’ dendiğinde ‘hocam ben kuran veya siyer dersine giremem, ben bunu veremem’ dediğinde gerçekten içimiz acıyor. Zaman zaman bunları duyuyoruz ve üzülüyoruz. Aynı zamanda ilahiyat fakültesi öğretim üyesi olarak demek ki biz görevimizi layıkıyla yapamadık. Bu arkadaşları yeterince donatamadık ki, gittikleri okullarda Kuranı Kerim ve siyer dersine giremiyorlar. Peki, siz giremeyeceksiniz de bu dersleri matematik öğretmenleri mi, tarih öğretmenleri mi okutacak? Onlar okuttuğunda biz bundan utanç duymayacak mıyız? Onun için önce hep beraber şapkamızı önümüze koyalım ve kendimizi bir muhasebeye tabi tutalım. Gerçekten biz din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapacak donanıma sahip miyiz bunu sorgulayalım. Ben sahip olduğunuzu düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“İLAHİYAT ÖĞRENCİSİNİN PARALELCİSİ OLMAZ”

İlahiyat fakültesi öğrencilerinin akıllarını kimseye kiraya vermemesi gerektiğinin altını çizen Aydın, şöyle devam etti: “Bu bölüm ortaya çıkarılırken arkasındaki temel neden, madem ilkokullara din kültürü öğretmeni göndereceğiz, bari bu öğretmenler dinini bilmesinler. Dolayısıyla bir şeyi nasıl öğreteceğinizi öğretebilirler size ama ne öğreteceğinizi bilmiyorsanız, nasıl öğreteceğinizin ne önemi var. Onun için ne öğretmemiz gerektiğini iyi bilmek zorundayız. Biz hepimiz ilahiyat fakültesi öğrencisiyiz. İlahiyat fakültesi öğrencisi olmanın bazı gereklilikleri vardır. Bunların en başında aklımızı ve beynimizi kimseye kiraya vermemektir. Asla kimseye bunu kiraya vermeyeceğiz. İlahiyat öğrencisinin paralelcisi, yancısı, dikeycisi olmaz. Hiçbir gurubu olmaz. İlahiyat öğrencisi tüm toplumu kuşatan kucaklayan insan olmak zorundadır. Bizim başka şansımız yok. İlahiyat öğrencisi önce Allah’ın mesajını bilecek, Hazreti Peygamber’i tanıyacak ve onun sünnetini bilip, ona göre önce kendisi yaşayıp, sonrada yaşadıklarını diğer insanlara da anlatarak toplumu aydınlatacaktır. Ama biz maalesef elimizdeki mesajın kıymetini bilmiyoruz. Mesaj elimizdeyken başka kurtarıcılar bekliyoruz. Örneğin zaman zaman bazı yazılarda, dergilerde, kitaplarda şu söylemlere rastlayabiliyoruz: Maalesef bunu söyleyende bir ilahiyat hocamız ve tefsir profesörü, diyor ki, ‘günümüzde Hıristiyan ve Müslümanlar her zamankinden daha fazla İsa’nın mesajına muhtaçtır. Bundan dolayı bu mesaj etrafında birleşip bütünleşmelidir.’ Hayret, nasıl oluyor bu iş. Bizim elimizde Allah’ın mesajı yok mu? Bizim elimizde Kur’an yok mu? Kur’an elimizdeyken, Hazreti Peygamber’in sünneti elimizdeyken, Hazreti Peygamber’in örnekleri önümüzdeyken, bizim başka rehbere, başka kurtarıcıya ihtiyacımız var mı? Eğer var olduğunu düşünen ilahiyat öğrencisi varsa, bugünden tezi yok okulu bıraksın. Çünkü o arkadaşımın din kültürü olma ve bu topluma din anlatma hakkı da yoktur, salahiyeti de yoktur. Onun için önce bunun muhasebesini yapalım.”

“SOSYAL MEDYAYI DİNİ ÖLÇÜLERİ İÇERİSİNDE KULLANIN”

Öğrencilerin sosyal medyayı çok sıkı kullandığını ifade eden Aydın konuşmasını şöyle tamamladı: “Sosyal medyayı çok sıkı kullanıyorsunuz. Ama bu kullanımdan benim bir şikayetim var. ‘Sınıfları erkek ve bayan olarak ayıralım. Haremlik ve selamlık uygulayalım’ diye taleplerle bize geliyorlar. Ama ondan sonra Facebook’ta en mahrem resimlerini bile paylaşmaktan geri durmuyorlar. Öyle yağma yok. Facebook hesabınız olsun, ben çok sıkı kullanıcı değilim. Ama çok takip edenim. ‘Öğrencilerim ne yapıyor’ diye Facebook’tan onları takip etmeye çalışıyorum. Çok fazla paylaşım yapmam. Ama gerçekten öğrenci arkadaşlarımın kendilerine özel resimlerini, hele hele evlendikten sonra eşleriyle beraber resimlerini Facebook’ta paylaşmaları beni ciddi anlamda üzüyor. Eminim pek çok arkadaşımızı da sizleri de üzüyordur. Ne olur sosyal medyayı dinin ölçüleri içersinde kullanmaya çalışalım. Yani sosyal medyada paylaşınca ‘dinen hiçbir sakıncası yok’ gibi algı kafamızda üretmeyelim. Yaptığımız şeyleri de meşrulaştırmaya çalışmayalım.”

Daha sonra DKAB Öğrenci Platformu Samsun Başkanı Emrah Aksu’nun konuşmasının ardından Güzel Kur’an Okuma Dünya Birincisi Mustafa Özcan Güneşdoğdu, ilahi konser verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.