Hicri yılın aylarının ilki olan ve “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen muharrem ayı aynı zamanda savaşılması yasak dört ay olan zilkade, zilhicce, recep ve muharrem aylarından biridir. Muharrem ayı ramazan ayından sonra ilahi bolluk, bereket ve feyzin arttığı, yüce Allahın ihsan, kerem ve mağfiretinin bollaştığı bir aydır. Ayların ve günlerin hepsi Allah’ın olmasına rağmen bazı vakitler vardır ki, Allah’ın rahmetine ermenin önemli fırsat zamanlarıdır. Bu sebeple peygamberimiz muharrem ayını Allah’ın ayı olarak ifade etmiştir.

Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayıdır. Hz Ömer (r.a) sahabe ve devlet adamlarıyla istişare ederek; hicretin yapıldığı miladi 622 İslam tarihinin başlangıcı olarak kabul etmiştir. Bu uygulamaya Hz Ömer (r.a) sonrası da devam edilerek yaygınlaşmıştır.

"Ey insanlar, savaşabilmek için haram ayların yerlerini değiştirmek, şüphesiz ki küfürde çok ileri gitmektir. Bu, kâfirlerin kendisiyle dalalete düşürüldükleri bir şeydir. … Hiç şüphe yok ki zaman, Allah-u Teâlâ'nın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür. Sene on iki aydır; dördü haram aylardır; üçü peş peşe gelir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Şaban'la Cemâzilevvel arasındaki Mudar kabilesinin Receb'idir (Mudar kabilesi Receb ayına çok hürmet ettikleri için böyle denilmiştir)."1

Allah katında ayrı yeri olan Aşure Günü ise Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem’in 10. günüdür. Muharrem ayının 10.gününe Aşure günü denmesinin sebebine gelince; muharremin 10. günü olmasının yanı sıra; ayın başından itibaren bu güne kadar on gece geçmiş olması olabileceğini, Fecr Suresinin ikinci ayeti olan “On geceye yemin olsun” ifadelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.2

Aşure günü Allah on peygamberine on çeşit ikram da bulunarak önemini ve kutsiyetini artırmıştır. Hadis kitaplarından okuduğumuza göre bu ikramları:

1- Musa (a.s)’ın denizi yararak firavun ve ordusunun sulara gömülmesi,

2- Nuh (a.s)’ın gemisinin Cudi Dağına demirlemesi,

3- Yunus (a.s)’ın balığın karnından kurtulması,

4- Âdem (a.s)’ın tövbesinin kabul edilmesi,

5- Yusuf (a.s)’ın kardeşlerinin attığı kuyudan çıkarılması,

6- İsa (a.s)’ın babasız olarak dünyaya gelmesi ve yine aynı gün göğe yükseltilmesi,

7- Davut (a.s)’ın tövbesin yine o gün kabul edilmesi,

8- İbrahim (a.s)’ın oğlu İsmail(a.s)’in o gün doğması,

9- Yakup (a.s)’ın Yusuf (a.s)’ın hasretinden kapanan gözlerinin o gün açılması,

10- Eyüp (a.s)’ın büyük sabır, iman ve rabbine bağlılık imtihanına tabi olduğu hastalığından sonra o gün şifa bulması olarak sıralayabiliriz.3

Hz Aişe (r.a)ın daha önceleri Kâbe’nin örtüsünün değiştirildiği bu günde yürek burkan, Aşure gününün manevi atmosferinin üzerinde Kerbela karanlığının gölgesi de görülmektedir. Hicretin 61. yılının Muharrem’inin 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken hunharca öldürülmesinin arkasında Emevi Halifesi Yezit ve onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Hz Hüseyin’in güya İslam adına; büyük bir kalabalığın önünde Sinan bin Enes isimli bir haince Kerbelâ’da hunharca şehit edilmesi vardır.

Böylesine anlamlı hadiselerin yıl dönümü olan bu mübarek aşure günü asr-ı saadetten beri kutlana gelmiştir. Müslümanlar bu günlerde ibadete daha fazla vakit ayırmışlar. Yahudilerin Musa (a.s)ın Firavundan kurtuluşuna şükür olarak oruç tutmuştu bizde tutuyoruz demeleri üzerine; peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v): “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(4) Aşure günü; ehli kitap olanlar tarafından, Nuh(a.s)dan itibaren biliniyordu. Hz İbrahim(a.s) den itibaren de cahiliye Arapları arasında mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.  

Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir: “Aşure, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Aşure gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.”5 

Bu günlerde oruç tutmak çok Faziletlidir. Peygamberimiz: “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tövbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir”6 buyurmuştur. Yine “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir. Aşure orucunu muharremin 9.10.ve 11. günleri tutmak tavsiye edilmektedir. 

Müminler bu günlerde bol sadaka vermelidir. Nuh tufanından kurtuluşta gemiden çıkanların elde kalan erzakı karıştırarak hazırladığı yemeğin adı olan aşure yemeğini bu günlerde pişirip yakınlara ve komşulara birer tabak ikram etmelidir. Aşure yemeğini bir güne bağlı kalıp, herkes bir günde yapıp dağıtmak yerine, değişik kişilerce bunu 5-10 güne yayarak pişirip dağıtmak daha yerinde olacaktır. Aşure yemeği için aile bütçesini zorlamadan, İmkânlar ölçüsünde, içine katılacak malzeme konusunda sıkıntıya girmeye yapılabiliyorsa yapılmalıdır.

Aşure günlerinde kerbela da Hz Hüseyin’in şehit edilmesinin yasını tutarken kendimize zulüm etmemeliyiz. Her mümin buna üzülür ancak bu olayda sonuçta ilahi takdirin bir hükmüdür. Yas merasimi düzenleyip zincirlerle vs kendimizi yaralayıp zarar vermemize hiçbir şekilde dinimiz izin vermez.

Rabbim cümlemize hicri yılbaşını fırsat bilerek, nefislerimizde kötülüklerden güzelliklere hicret edebilmeyi nasip eylesin. Hayatımızda yeniden yön verip geçmişimizi muhasebe ederek daha coşkulu bir şekilde Allah’ın rızasına yönelen kullarından olmayı nasip eylesin.  


Feyzullah Kırca
Akbaşlar Köyü / Dursunbey

Kaynaklar:

1-Et-Tâc, II, 149
2-Hak Dini Kur’ân Dili. 8 5793
3-Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140
4-İbni Mâce, Siyam: 31
5-Buhari, Savm: 69.
6-Tîrmizî. Savm: 40.
7-İbni Mâce. Siyam: 43

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.