Erdoğan TÜSİAD Genel Kurulu'nda konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum sürecinde yaşanan ‘bertaraf’ tartışmasından sonra ilk kez TÜSİAD’la biraraya geldi.

Erdoğan TÜSİAD Genel Kurulu'nda konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum sürecinde yaşanan ‘bertaraf’ tartışmasından sonra ilk kez TÜSİAD’la biraraya geldi.

20 Ocak 2011 Perşembe 12:05
Erdoğan TÜSİAD Genel Kurulu'nda konuştu

Başbakan Erdoğan'ın konuşması: 

40 yıldır ülkemizin kalkınmasında katkısı olan TÜSİAD'a teşekkür ediyorum. Türkiye dünyanın en büyük 16. ekonomisi konumuna yükselmiş, bölgesinde saygın bir Türkiye manzarası var.


TÜSİAD'IN AÇILIMINI OKUMAK SIKINTILI

 
Türkiye'nin en önemli işveren örgütlenmesinden biri olan TÜSİAD son iki dönemdir hanımefendiler tarafından yönetiliyor. Kadınların bu denli aktif ve belirleyicisi olması Türkiye'nin katettiği mesafeyi gösteriyor. 

Nükte olarak söylüyorum, TÜSİAD'ın artık açılımını okunmayacaksınız, çünkü sıkıntı olabilir. Sayın Mustafa Koç ve Sayın Ümit Boyner Türkiye ve ekonomimiz üzerine değerlendirmelerini paylaştılar. Gerek ben gerek bakan arkadaşlarım hep birlikte notlarımızı aldık. Dile getirilen sorunların önemli bir kısmının yeni olmadığını biliyoruz. 


2010 SONUÇLARI


Hükümet olarak 8 yıldır Türkiye'nin kronik meseleleri üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Sorunlar listesindeki sıralamanın değiştiğini, enflasyonun, büyümenin, vergi ve istihdam yüklerinin listede yer almadığını ya da geri sıralara düştüğünü görüyoruz.
 
TÜSİAD CEO anketinin Aralık 2010 sonuçlarını yayınladık. Burada birkaç sonuç üzerinde durmakta fayda görüyorum. 2011 yılı ilk üç yılı ve tamamıyla ilgili beklentilerini cevaplıyorum. Daha olumlu yüzde 25, aynı yüzde 75, daha olunmsuz yüzde 0. 12 ay için daha olumsuz yüzde 15, aynı yüzde 45 olur dendi. Yatırım yapma eğilimleri soruluyor. Sonuçlar istihdamla aynı. Yüzde 55 olumlu bakıyor, yüzde 35 aynı, yüzde 10 daha olumsuz diyor.

Son dönemlerde yapılan yumurtalı eylemlerin gençlerin ifade özgürlüğünü yansıtıp yansıtmadığı soruluyor. Hayır diyenler yüzde 53. CEO'larla yapılan anket iş dünyasının nabzını tutmak noktasından çok manidar. Dün YÖK Başkanı gençlerle bir toplantı yaptı. Gençlerle yaptığı toplantıya üniversitelerin gençlik konseyi başkanları katıldı. 

Dışarıda bazı gruplar gösteri yaptı. YÖK Başkanı kimlerle görüşüyor? Üniversitelerin okullardan seçilmiş konsey başkanlarıyla yapıyor. Dışarıdaki gösterileri yapanlar ise tamamen Marksist, Leninist ideolojik bazı gruplar.

Merkez Bankası ve TÜİK'in anketlerinde de olumlu sonuçlar görüyoruz. Türkiye seçime gidiyor. İş dünyası seçin öncesi ve sonrasında istiktarın korunacağına inanıyor.

2011 bütçesinde seçim süresinde ekonominin hiçbir olumsuzluğa maruz kalmayacağını göstermiştir. Tedbir alınması gerektiğinde milletimizle samimi biçimde paylaşıyor, tedbirleri kararlılıkla uyguluyoruz. Ücret artışlarında, yatırımlarda, teşviklerde, vergi indiriminde ihtiyaçları gözetiyor, riskleri inceliyoruz. Adımları ona göre atıyoruz. 


CHP'NİN VAATLERİNİ MİLLETİM CİDDİYE ALMADI


Anamuhalefet Partisi'nin vaadleri geldi. 100 katrilyonu aşan hesaplamaları da ortaya koyarsanız 200 katrilyonu aşan harcama görünüyor. İşadamları olarak baktığınızda bu tür bir popülizm olur mu? Bunlar bütçeye yük getirebilir. Milletim fark etti. Ciddiye de almadı. Bizler emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Edeceğiz. 


MALİ DİSİPLİNDEN TAVİZ YOK


8 yıl boyunca olduğu gibi, her seçin öncesinde olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermeyeceğiz. Seçim öncesi ve sonrasında ekonomik dengenin sarsılmasına müsade etmeyeceğiz. Küresel finans krizinin en ağır şekilde seyrettiği şu günlerde tüm dünyanın dikkatini toplayan bir büyüme sarfediyoruz. 4. çeyrek açıklandığında 2010 büyüme oranımızın da beklentilerin üzerinde gerçekleşeceğini göreceğiz. Gayri safi milli gelirimiz gerilemedi. 1 trilyon TL seviyesini aştığımızı görüyoruz.

2011'de de küresel kriz öncesi seviyeyi yakalamış belki de aşmış olacağız. Turizmde de Türkiye küresel krizden etkilenmedi. 2002 sonu itibariyle Türkiye'nin 8.5 milyar dolar geliri var turizmden. 2010 sonu itibariyle 22 milyon doları aştık. Kaybımız yok. Türkiye önemli bir destinasyon, ülkemizdeki destinasyonları artırıyoruz, alt yapıyı güçlendiriyoruz.


"KOÇ GİBİ BİR OTOMOBİL ÜRETMESİNİ RİCA ETTİM"


2002'de 91 bin adet otomobil satılmıştı. 2009'da rekora ulaştık. 451 bin adet olmuştu. 2010'da 510 bin adet otomobil satışı gerçekleşti. Bazıları "Ne oluyor?" diyor. Geçen akşam sayın Koç'a dedim, "Artık soyadınız gibi marka yaratın. Artık yerli otomobilimizi üretelim. Dünyaya diyelim ki, 'Bu bizim otomobilimiz'. Rica ettim." Biraraya gelerek mi yaparsınız, kendiniz mi yaparsınız bilmem. Ama yapmak gerek. Türkiye'ye bu yakışır. 


TARİHİ REKORLARA İMZA ATIYORUZ


Merkez Bankası rezervlerimiz 80 milyar doları aştı. Uluslararası Para Fonu'na olan borcumuz şu an itibariyle 5.7 milyar dolara inmiş durumda. Yunanistan, İtalya, İspanya, İngiltere kriz etkisiyle harcamaları, yatırımları kısıtlarken biz tarihi rekorların altına imzamızı atıyoruz. Krizi atlatan ülkeler arasındayız ve ülkemiz parmakla gösteriliyor. 

Rehavet yok. Asla şımarmayacağız. Türkiye'yi büyütmeye devam edeceğiz. 2002 sonunda hükümeti devraldık. O andan itibarek ekonomiye ilişkin karamsar yorumlar yapıldı. Moral bozmak için türlü kampanyalar ortaya çıktı. "Baharda kriz gelecek", "Yazın kriz olacak" dendi, güvensizlik pompalanmak istendi. 

8 yıl sonunda kararlı duruşumuzdan taviz vermedik. Şeffaf yaklaşımımızla güvensizlik pompalayan felaket tellallarını açığa düşürdük. Ekonomide olduğu gibi demokratikleşme, laiklik alanında da güvensizlik pompalandığını görüyoruz.


GENÇLERİ KORUMAK GÖREVİMİZ

 
Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Bizim şahsi olarak, bazı meseleler karşısındaki tavrımız, duruşumuz, bakışımız nettir. Şahsi yaklaşımları, toplumun tümüne empoze etmek baskıdır, zulümdür. Kendi iç dünyamda, alkole karşı tavır belirlemiş olabilirim. Bu muhafazakar kimliğimizin yanında "Biz demokratız. Kişisel yargılarımızı topluma empoze etmemek adına" son derece hassas bir tutum sergiledik.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Anayasa ve yasalar çerçevesinde yönetiyoruz. Anayasamızda 58. madde, gençliğin korunması maddesi. "Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar vb kötü alışkanlıklardan, cehaletten korumak için tedbiri alır" diyor. 


BUNLAR NASIL HUKUKÇU?


Bizden önce konulmuş bir madde. Bunu yapmak bizim görevimiz. Tütün ve alkollü içkilerle mücadele kurulu bir genelge hazırlamış. Ankara Barosu bunun için Danıştay'a başvurmuş. "Gençleri alkol düşkünlüğünden" diyor, "Bağımlılıktan" demiyor. Bunlar nasıl hukukçu bilmiyorum. Gençleri korumak hükümet olarak bizim görevimiz. Amerika, AB'de uygulama neyse bizdeki de budur. ABD'de 21 yaş sınırı var. Bu yaş altındakilere alkollü içki vermiyor. Bizde önüne gelen alabilir. Bunu engellemeye yönelik adımı "Bunlar şeriat getiriyor ülkeye" diyor. Özgürlüklerin başkalarının özgürlük sınırlarında durmasını biliyoruz. Hani şair diyor ya, "Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim" biz de öyle diyoruz.


ZAMAN AŞIMI YARGININ İFLASI


Az önce Boyner kardeşim Hrant Dink suikastiyle ilgili bir ifade kullandı. Biz yürütme olarak 36 saatte zanlıyı yakaladık ve yargıya teslim ettik. Artık yargı süreci takip ediliyor. Yargı reformunda attığımız adımlara da kılıf giydirmeye çalışıyorlar. Bu ülkede zaman aşımında işi yırtan bir anlayışı kabul etmeyiz. Zaman aşımı ifadesi yargının iflasıdır. Niye bitirmediniz bu kadar dosyayı? Bize gelip kamera şakaları yaptılar. Dediler ki, mülakat kamera ile yapılacak. Bize kadar kamera ile mi yapılıyordu.


YAŞAM TARZI PROPAGANDASI

Biz bize yapılanların hiç kimseye yapılmamasını savunduğumuz için iktidara getirildik. Konuşanlar susturulmasın dedik. Milletimizden de takdir gördük. Eğer yaşam tarzlarına müdahale edersek kendi kimliğimizi inkar etmiş oluruz.

Yaşam tarzlarına müdahalae kampanyası geçmişte defalarca yapılmış bayat bir kampanyadır. Türkiye içinde nice çarpıtma ve iftiraya maruz kaldık. Ben bir kez daha ifade ediyorum, biz damdan düşerek gelmedik. İşte onun için kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz. Bu noktadaki endişeler tamamen yersizdir. Bu endişeler kasıtlı bir propagandadır, bayat bir tezgahtır.


YARGITAY VE DANIŞTAY KARARLARI


Yargıtay ve Danıştayda bazı adımları atmakta kararlıyız. Yapılan son tahliyeler özelikle yüksek yargının sorgulanmasını gündeme getirdi. Yargıtay'ın iş yükünü çözelim dedik. Ama hakim ve savcı alımları da engelleniyor.

Şimdi önemli bir adım atıyoruz. Terör örgütü mensupları serbest bırakılırken, kimi dosyalar jet hızı ile karara bağlanıyor. Benim dosyam 24  saatte Ankara'ya getirildi, hemen karar verdi ve benim seçim girmem engellendi. Demek ki yapabiliyorsunuz. Onları yaparken bayağı mahirsiniz de şimdi niye değilsiniz?


BAŞÖRTÜSÜ VURGUSU

Özelleştirmelerin karar bağlanması yıllarca sürerken, ağlık Bakanlığı'nın Tam Gün Yasası ile ilgili 1 günde iptal kararı verebiliyor. Dün Danıştay ALES'le ilgili bir karar aldı. Karar hukuksuzdur, kanunsuzdur. Yargının siyasallaşması işte budur. 8 yıldır düzeltmeye çalıştığımız manzara budur. Vicdanına göre harekete eden bir yargı istiyoruz.


YENİ ANAYASA İYİ BİR ANAYASA


İyi bir Anayasa hazırlamamız gerekiyor, tercümana ihtiyacı olmayan bir Anayasa olmalı. Yeni Anayasa medya, akademisyen, STK'ların her kesimin katkısının olacağı bir Anayasa olacak.

Türkiye'nin gücü artıyor. Bölgesele meselelerin çözümünde Türkiye kilit rol oynuyor. Büyüme, ilerleme ve kalkınma sürecinde bazı kalıpların Türkiye'ye dar geldiğini biliyoruz. İdeolojik yaklaşımları geride bırakarak Türkiye'yi geleceğe hazırlamak zorundayız. İş dünyasında da daha aktif bir rol oynaması gerekir. Katkılarınızı her alanda bekliyoruz. Bir kez daha TÜSİAD'a Türkiye'yi büyüttükleri için şükranlarımı sunuyorum.

Son Güncelleme: 20.01.2011 12:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.